Yesfikuddem Kandaki Muazzam Anlam

Allahu Teâlâ, Âdem’in bedenine “yesfikü’d-dem” kelimesiyle işaret edilen “fika” özelliğini yerleştirmiştir. FİKA; iki ayrı cevherin bir araya getirilmesi demektir. Kur’an-ı Kerim’in Bakara Sûresi 30. ayetinde geçen bu kök, yalnızca savaşçı bir mizacı değil, aynı zamanda erkek ve dişiyi oluşturan X ve Y kromozomlarının ledünnî anlamını da işaret eder. Zira Allah, Âdem’in bedeninde onun eşini de…

İslam Medeniyeti ve Terör Diyalektiği

Medeniyet, belirli bir insan topluluğu veya topluluklarının belirli bir coğrafya üzerinde belirli bir zaman içinde ortaya koydukları değerler bütünüdür… Diyalektik nedir: Zıtların birliği anlamına gelen diyalektik kavramı ise, hoşgörü dini olarak lanse edilen İslam’ın nasıl terörle bağdaştırıldığını daha net anlamak için burada vurgulanan bir kavramdır. İslam medeniyeti kavramı ise her bir kavmin ürettiği kültür değer,…

Çisenti

    İnsanın, isyânın, ikrâmın ve sevdânın sahibine hamd ile.. Asırlar boyu sevda denilen er meydanında; gölgesine sığınan, gölgesinden kaçan ve gölge olanlar kendileriyle çarpıştı. Kiminin amacı zaferdi; bir gül uğruna küle dönmeyi göze aldı. Kimi oraya nasıl ve neden geldiğinin bile idrâkinde değildi; kalbinde patlayan bir tomurcuğun heyecanıyla yetindi. Kiminin revan olmak için can…

Bir Akşamın Ardından

Derdine derman olduklarım, bir gün bana dert olacaktır.. biliyorum.. İnsan yorulunca, üzülünce dünya kocaman bir nefes darlığı oluyor.. Güçlüyüm diyorum ama kalbim bir gelincik kadar hassas.. Bu günde akşam oldu, Her zaman nasılsak, bu akşam da öyleyiz işte, Canımız sıkkın, kalbimiz dargın.. Dudağımı bükmüş zoraki gülümsemişim komik sayılan ne var ise.. Bir ses kulağıma “yapabilirsin”…

Kaybolan Ritüeller

Bir zamanlar sabahlar, mis gibi çorba kokusuyla başlar; Akşamlar, dua sesleriyle son bulurdu. Türk aile kültüründe sofraların kalbinde, vaktiyle çorba kaynar; sonra çayın buharı yükselirdi. Sofralar kurulurken biri ekmeği böler, biri çorbayı karıştırır, biri sessizce “Afiyet olsun” derdi. Diğerleri sanki bu sözü beklermiş gibi, hep bir ağızdan ya da mırıltı hâlinde “Eline sağlık” diye karşılık…

Yalnızlık

    Geçen akşam yalnızlığın ne olduğunu düşündüm kendi kendime… O sırada ben de yalnızdım. Yalnızlığın tanımı neydi ve neye göre değişiyordu? Kimi kalabalık bir topluluğun içinde bile kendini yalnız hissedebiliyordu veya insan kendi düşüncelerini savunduğunda bile yalnız kalabiliyordu. Eşler arasında bile ödün veren, fedakâr davranan eş, kendini yalnız olarak addediyordu. Farklı düşündüğüm zaman ise…

Hoşçakal Serâ

Terkedilmiş bir öykünün başkahramanı olarak duruyorum karşında Sözüm bela kokulu Nefesim intihar… Bağrına saplansam Koyu bir hicrân fışkırır oluk oluk Dolunca gözlerin Taşırma sakın içinden içimi! Bıraktığın yerden değiyorum sona Hoşçakal Serâ! Bir oyunun tam ortasında Kandırılmış bir çocuk Eline tutuşturulan kokuşmuş vaatler Ve perde arkası ihanet… Madara olurken cümle âleme Aşka düşe kahroldum her…

NUH’UN GEMİSİ MÂ BAKIŞI ESİR MADDESİ

ESİR MADDESİNDEN HEM BİLİMSEL OLARAK HABERDARIZ HEM DE BİR ÇOK ÂLİMİN ANLATTIĞI NOKTADA HEM FİKİRİZDİR. Herşey Onun içinde yüzer Nihâyet Allah’tan: “Ey yer suyunu yut! Ey gök suyunu tut” emri geldi. Mim ve Ayn harfleri  ile sıçrayış yapalım Mim Mâ suyu yani esir maddesi iken Ayn bakış demektir İnsan KEŞF SEYİR VE GÖZLEMCİ KONUMUNDA İKEN…

Hayatın Anlamını Bulmak: Logoterapi, Din Psikolojisi ve Varoluşsal Sorumluluk

Modern çağın karmaşasında kaybolmuş hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Çoğumuz, bir boşluk duygusuyla mücadele ediyor ve hayatımızın daha derin bir anlamı olup olmadığını sorguluyoruz. Varoluşsal bir boşluk hissi, hayatı ve eşyayı anlama çabası, sadece modern insanın en sık karşılaştığı sorunlardan biri değildir. İlk insanlıktan bu yana insanoğlu karşılaştığı her şeyi anlama çabasında olmuştur. İlk insanın anlama çabasını…

Kökten Ufka

Gönlü güzel insan, bugün sana bir hikâye anlatmak istiyorum…   Bazı ağaçlar vardır, kökleri o kadar derinlere iner ki, toprağın katmanlarını aşar. Fırtına çıktığında, yağmurlar günlerce yağdığında ya da mevsimler kurak geçtiğinde bile dimdik ayakta kalırlar. Çünkü kökleri onlara hem geçmişin hatırasını hem de bugünün gücünü taşır. İnsan da tıpkı o ağaç gibidir. Köklerimiz; çocukluğumuzda…

Ulu Ağaçların Gölgeleri mi, Müstakilliğin Yalnızlığı mı? (2)  

(…) En Büyük Yalnız, Allah’tır. Allah kendine özel seçtiklerini yalnız kılar; onları halkla beraber olsalar da, Kendisiyle birlikte tutar, Kendisine mahsus eyler. Eşya ve insanlardan onu ruhu itibariyle o kadar ayırır ki nihayette ona Hz. Peyamber (sav)’e bırakmadığı gibi, halil (insanî dost) bile bırakmaz. Çünkü O, Allah’ın halilidir. Nitekim Allah’ın En Sevgilisi Habib-i Kibriya Efendimiz…