Haziran’da Üşümek

Haziran’da Üşümek Münzevî Çiçekler çok oldu açalı ağaçlarda Niyetleri yok mu acep meyveye durmaya Hechecikler ümitle geldiler bu düz bayıra. Sana nefes’im, sana mestim, hem de sermestim…   Havaya mı yoksa kayaya mı okyanusun öfkesi Sahile attığı ölü martılar neyin sillesi, Kaşlarını çatar durmadan bulutlar silsilesi Sana Şirin’im, sana Leyla’yım, sana Zühre’yim. ..   Her…

Gönül Tercümesi

Gönül Tercümesi Yüksel Kurtoğlu   Yüreğimdeki yangın, sönmüyor nâr-ı elem, Ne koşmak fayda eder, ne yazı, ne de kalem. ​Öyle bir Rab lazım ki; kalbe doğanı bilsin, En gizli niyazları, işitip derdi silsin.   ​”Allahu Ekber” derken titrer arzın damarı, Her tekbirle yıkılır nefsin sahte hisarı. Onuncu tekbirle; huzurdayım şimdi ben, “İyyake” hitabıyla, ayrıldı can…

Geceye Sesleniş

Geceye Sesleniş Katrenur Deniz Güneş bütün zarafetiyle gününü tamamlarken, Gölgeler inlerinden yavaş yavaş çıkarır benliklerini. Kâinat, etekleri tutuşan bir çocuk misali, Daha bir telaşlı ve çığırtkan; Geceye hazırlanmakta beşeri âlem. Gün geceye kucak açarken, Gece nazende bir gelin; Sarılıp sarmalanmak istemez.   Gündüzün keşmekeşi, Sokakların çığlığı nasılda sükûta erer gelişinle! Zarif, siyah, narin bedenindeki ateş…

Bekâ Ufku

  Bekâ Ufku Yüksel Kurtoğlu    İftitah tekbiriyle ışık doldu kalbime, Geride kaldı dünya, açıldı yol Rabbime.. Bir vecd sardı içimi, genişledi alemim, Kayıp gitti gönlümden gamım, ye’sim, kederim.   Kadem bastım Kürsi’ye, tasavvurun merkezi; Arş tecelli yeridir, Rahmetin ilk menzili. Her emir bir dokunuş, kâinat tualinde, Her çizgi bir sır taşır, Kudretin hâl dilinde.…

Naat-ı Nebi

Naat-ı Nebi Leyla Hanım (Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün) Devâdır hâk-i kûyuñ haste-gâna yâ Resûlallâh (Semtinin toprağı hastalara devadır yâ Rasûlallah) Şifâ bahş itdi nutkuñ cism ü câna yâ Resûlallâh (Konuşman beden ve rûha şifa verdi yâ Rasûlallah)   Kevâkib saymadan ‘isyânımıñ ta‘dâdı müşkildir (Yıldızları saymadan benim isyanımın sayısına ulaşmak zordur) Eger ‘afv itmeseñ sıgmaz cihâna…

Gecenin Eşiği

Gecenin Eşiği Yüksel Kurtoğlu   İçime çökerken o dipsiz kabus, Cebimde iflastan donuk bir makbuz. “Bitti” dediğim an, kırıldı fanus, Kederim savruldu rahmetin rüzgârında Umudum yeşerdi takdirin kararında   Ölü kalpler bulur İsa’yla hayat, Hayy ismiyle kalkar canlanır memat. Yusuf’un sabrıyla dinlenir feryat, Kuyudan saraya yol, Kayyum izince, Nefsimi fethettim “Allah” dedikçe.   İdris’in kalemi,…

Hû’ya Doğru

Dert dediğin aşığa, Sultan’dan gelen davet, Kaçmak değil bizimki, yaraya bin şükretmek. Neşet’in sazındaki kadere teslimiyet, „Yok iken, var eden var,“ sığın budur emniyet. NİDÂ-İ FERD FASLI Her tekbir bir basamak, İlim’den Kudret’e yol, „Kün“ sedası yükseldi, yokluğa dedi: „Var ol!“ Ferd ismi tecellisi, benzersiz her nakışta, Vahdetten haber verir, kapı açar bakışta. NEFHA-İ HAYY…

Bayram Edelim

  Şarâb-ı aşkını nûş ettir yâ Rab İçelim im’ânla bayrâm edelim İrci’î hitâbın gûş ettir yâ Rab Göçelim îmânla bayrâm edelim Îmândan Kur’ân’dan ayırma bizi İlâhî haramla doyurma bizi Yolundan şaşarsak afv eyle bizi Seçelim irfânla bayrâm edelim Rızâ-yı ilâhin olsun bendimiz Kelâm-ı ilâhin olsun pendimiz Sırât-ı müstakîm üzre kendimiz Geçelim iz’ânla bayrâm edelim Mahşerde…

“Dil” Miracı

Yükselir sinelerden, şifaya açılan kapı, On tekbirle kurulur, kalbin mana yapısı. İftitah tekbiriyle dünya arkada kalır, Kâinat Sultanı’nın huzurunda yer alır.   ​İlk yedi kat semada, Nebiler selamlanır, Her basamakta gönül, bir erdemle nurlanır. Kimi sabır dersidir, kimisi de hitabet, Yükseldikçe her Sâlik, artar kalpteki hayret.   ​Sekizinci tekbirle biter cisimler faslı, Kürsî’de yankılanır varlığın…

Üveykin Bağrındaki Hançer

Hafakan yalnızlığı süzülürken çökmüş çehrelerden Bir sıcak gül beklenir, kış yudumlamış dost bahçelerden   Ateştir, yakıcı soğukta bir öksüzün gözyaşları Yakîn gûrbetin kırık dizlerine iz iz dökülürken…   Ürperişlerle sırılsıklam… ıssızlığın kollarında Çırpınır, kutsî sevgiler kıymık kıymık sökülürken…   Şafak tüllerinde muhabbet üveykleri sarmaş-dolaş; Kor gecelere bürünmüş, sessiz hıçkırıklarıyla ben…   Yönsüz seklerim çâresizliğin acı…

Bir Yazgının Öyküsü

……….. bir günbatımı kucağında zehirlenince biricik tutkusu dudağında titreyen bir dilekçe Sonsuz’a yücelince sonlunun ağıtları alevlenince bir yerlinin göğe sevdası ve tamamlanınca gönlün yarım kalan şarkısı bir ulu ışık sızacaktı umutların can çekiştiği kuytudan üstü-başı sırılsıklam güneşin gözyaşları bir ışık. bu nasıl evren, bu nasıl devrandı sağına baktı: ağlayıncaya kadar güldü soluna baktı: gülünceye kadar…