Büyük Şairlerin Şiirleri Nasıl Okunur?

Geçen haftasonu akşam arkadaşlarla mahallemizin çay ocağında sohbet için bir araya gelmiştik. Yatsı namazı vakti yaklaşınca Hayati İnanç hocayı gördük. Hoşbeşten sonra aramızdaki komünist yoldaşımız Zeynel Abidin, Hayati Hoca’ya hitaben: “Hep sağ kesimin şairlerini, yazarlarını okuyor ve divan edebiyatından beyitlerle konuşmalar yapıyorsunuz” dedi. Hayati Hoca da; “Sizce başka kimleri örnek vermeliyim” deyince Zeynel; “Belki Nazım…

Uzaklar

Başımı alıp gidesim var. Uzaklara, çok uzaklara… Herkesin birbirine saygı gösterdiği yere. Hiçbir rozet, apolet, ünvanın olmadığı… Gerçekten böyle bir yer bulunabilir mi, bilmem. Dünyada veya kâinatta, maddi veya manevi alemlerde.. Veya gerçekten böyle bir yer var ise kim gitmek ister ki oraya? Herkes halinden memnun sanki. Hak edilmiş kölelikleri veya efendilikleri yaşıyoruz, mutlu mesut,…

Sevgili..!

Sevgili!   Sana zorsa bırak kalayım, kolaysa isminle tut. Tutuştur kalbimi çepeçevre saran alevlerini. Göster ve gözet. İçimde alazlaşan bir hal. Yutkunamıyorum.   Yedi boğum akrep, kursağıma giren taşların içimi acıtan sözleri… Söyleyemiyorum gitmiş katarların içimdeki seslerini. Göremezsin içimde nasıl da can çekiştiğini menekşemin. Bilemezsin. Ölüyor sanıyorum, diriliyor; diriliyor sanıyorum ölüyor. Zaman sanki ondan muaf…

Neyimizi Kaybettik

Kimi kendi ideolojimizden görmüyorsak, onu düşman kabul ediyoruz. İyiliklerin, güzelliklerin, vatan ve millet severliklerin tekelimizde olduğuna inanıyor, bizden saymadığımız herkesin de bunlara düşmanlığından zerre kadar şüphe duymuyoruz. Karşımıza aldığımız insanlar bir STK, bir vakıf kurup memleket veya millet için hizmet mi yapıyorlar, vatandaşlarımızın bir eksiğini gidermek için çaba mı harcıyorlar, mutlaka bu işte bir bit…

MEZARTAŞIMDA BİR GÜL-İ EHAD

Demek sen söze gelecektin ey abd-i Ehad, vahîd-i Ehad? Demek sen konuşacaktın kalemimde? Ben de seni dinleyecektim ey deha ahid? O halde buyur, dök içindekileri. Ne o, yoksa derdin sadece beni konuşturmak mı? Benim zaten içimde durmadan konuşan bir ses var, ve şu an senin için söyleşiyor. Ipıssız kuytulara sızar yazdığım mektuplarım… Hayalimin en mahfuz…

AYRILIK

İçimde kocaman bir hüzün yumağı. Yaptığım her şeye siniyor gibi düşündüğüm. Sevdiği ne varsa onu yapayım, konuşmaktan hoşlandığı ne varsa onlardan keyifli sohbetler yapalım, dinlediğimiz müzikler, keyif aldığımız filmler. Her şeyi baştan tekrar konuşalım dediğim… Ama hepsine, her şeye biraz sinen o ayrılık acısı… Sürekli zihnine gelen düşünceler… Üç beş gün sonra gidecek ve bir…

Seviyorum Diyebilmek

Sokakta gördüğümüz herhangi birisine, herkese, tüm insanlara, insanlığa, yaratılmış olan herşeye seviyorum diyebilmek… Çünkü herhangi birisini, bir şeyi hariç tuttuğumuzda gerçek sevgi olamaz kalbimizdeki. Bence böyle. Bazıları ütopya deseler de bence böyle. Bir insanı sevmek daha zor aslında. Tüm yaratılmışları sevmek ise bir bakış açısı. Veya bir ilk adım; sonsuzluğa, huzura, mutluluğa, mutluluk kaynağı olmaya……

Gözleri Uykusuz Bir Yalnızlık

Sabah olsun kalkacağım ellerimi göklere kaldırarak bir dua eşliğinde. Besmele ile… Uyandım işte ellerim hava semada bir dilim dua, bir dilim aşk. Bir sabahsız uyanışta gözlerim seherin nihayetinde. Birleşmiş altın kanatlı iklimlerin ellerime düşen yapraklarıyla kaldırıyorum gözlerimi dualara. Ve dua dua ilerliyorum acılara. Acı ki olduran bir fiilin oldurgan eylemi. Pişme süreçlerinde tarifsiz bir seyirleniş.…

Hepimiz “Seçimler”imizin Çocuğuyuz

– Allah’ın Meşîeti ve Muradı Bağlamında Sebeplere Riayetle Muvaffakiyet veya Mağlubiyet Tecellileri Üzerine Bir Tefekkür Gezisi – Hak, eninde-sonunda sahibine döner. Kâinatın işleyiş sistemi boşluk kabul etmez. Çarkların dişlileri birbirinin boşluklarını doldurarak devr-i dâim eder. Keyfimize göre kullandığımız imkânlar, gün gelir elimizden alınır ve hakkını vermeye aday olanlara verilir. İmkânlar eldeyken insan âdil olmalı, yoksa…

Pas Lekesi

İçimde bir burukluk, bir hüzün, ya da adını koyamadığım birşey işte. Her yer beton, her şey soğuk, duvarlar ruhsuz, ışıksız… Karşıdan bakana ne kadar korkunç geliyordur burası. Her yerde demir parmaklıklar, soğuk koridorlar… Ama içinde iken bir garip oluyorsun. Ne hisseseceğini bilemiyor gibi. Beynin, kalbin donmuş gibi oluyor. Kalk diyorlar kalkıyorsun, yat diyorlar yatıyorsun, yemeğin…

Hoşçakal Ey Cân!

Üzgünüm ama ey cân, müsaadenle ölmem lâzım. Bâki kalmam için bu dünyada bir mukavele yapmaya yanaşmadı/yanaşmıyor kimse. Yalvar yakar vazgeçiremiyorum kimseyi. Vazgeçirsem de nafile değil mi sanki? Her şey fânilerin elinde mi? Sözleşmeyi dünyaya gelmeden yapmadık mı biz? Bir yüz sene daha yaşasam diyorum ama nafile. Bir yüz sene daha yaşama isteğini dillendirmeye nasıl yüzün…