Kırk Satır

Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben derdime nâmeleri dökülürken dilinden, bir derviş kalenderliğinde tevâzu örtüsüne bürünmüştü benliği. İnsan kendini kime şikâyet edebilirdi ki, kendini kendine dâhî şikâyet edemezken üstelik. Her vukû kendi irâdesine bağlı değil miydi insanın? Ah kesip atabilseydi kangren olmuş tüm merhabaları, yediği tokatın tadına doyamamış gibi diğer yanağını da çevirmemeyi becerebilseydi insan. Zannettiklerimin…

Uçurumun Kenarındaki Hayatlar: Dışlanmışlığın Vicdani Sorumluluğu

Reels izlerken bazı gençlerin bir kaç videosuna rastladım. Edindiğim izlenimlere göre; hayatı boyunca şiddet gören, kişiliği -çarpık ilişkilerin gölgesinde- fıtrata ters şekillenen, talihsiz hayatlara sahip, sayıları hiç de azımsanamayacak kadar çok bir sürü genç insan batılı bir takım bozuk güruhun “deforme olmuş ahlâki mirasçısı” gibi yakışmasa da kendilerine ait olmayan çok çirkin bir bayrak yarışı…

Sessizleşen Vicdan: Şeytanın En Ustaca Fısıltısı

İnsanlara beklemedikleri anlarda, beklemedikleri yönlerden pusu kurarak telkinlerini veren şeytan, fısıldadığı kötü düşünceleri etkili kılmak için kişinin vicdanının devreden çıkması gerektiğinin bilincindedir. Bu nedenle gerçek kimliğini saklar ve verdiği telkinleri insanlara vicdanlarının sesiymiş gibi göstermeye çalışır. Bunun için kullandığı yöntem ise, ‘Allah’ın adını kullanarak yaklaşmak’tır. Organize ordusuyla birlikte insanları gözleyen şeytan, onların zayıf noktalarını, nelerin…

Sokakta Beşinci Gün 2

    Yine isteksizlik vardı ama nedeni farklı idi sanki. Görünen o ki, sokağa alışıyorum. Bu iyi midir? Cevabını verebilmek için çok erken. Zaman hükmünü verecektir. İsteksizdim, çünkü birkaç gün önce sokakta aradığım cevaplarımla ilgili bir dostumla görüşmüştüm. Kadın ve inanç, dedim, en önemli iki konu. Kendim için cevaplarımı bulmalıyım. Kendime rağmen, gerektiğince, dayanabildiğimce tüm…

Samimiyetle Ebeveyn Olmak : Kalpten Kalbe Bir Yolculuk

Her evin bir dili vardır. Kahkahanın eksik olmadığı evler de vardır, sessizliğin ağır bastığı evler de… Kimi evde çocuklar koşuşturur, kimi evde bir sandalye yalnız bekler. Ama tüm evlerin ortak bir duası vardır: “Birbirimizi anlayalım. Kaybetmeden sevelim.” Ebeveynlik, insanın kendi içine yaptığı en derin yolculuktur. Bir ucunda şefkat, bir ucunda sabır, bir ucunda da içimizi…

İdrakin Sınırları ve Kalbin İzdihamı

Gözler O’nu idrak etmez, Gözleri O idrak eder; öyle Latif, öyle Habîr’dir O. Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatandır. (Her an yaratan ve varlıkta tutandır.) Aynalar da susar. Ârif ifadesi ‘ayn’ına çarptığında anlarsın susman gerektiğini. ‘Ayn’ın sustuğunda aynalar da susar.Susar aynalar aynı olduğunda; yani kendine değil, kendi özüne bakmaya başladığında…

Özgürlüğün Sınırları ve Modern Birey

Modern birey dendiğinde akla, teorinin dışında, insanın algısında; eğitimli, çağdaş düşünen, farklı yaşayan, toplumla mesafeli, her türlü yeniliğe açık ve saygı duyan, bireysel yaşamayı seven, haz düşkünü (hedonist), bedensel haz ve doyumunu önemseyen, bencilce günü yaşayan, geleneksel değerlerinden arınmış, kendi standartlarında medenileşmiş bir „bedevi“ imajı şekilleniyor hafızamda. Modern yaşam biçimini içselleştirmiş bazı kişiler, şefkat, merhamet…

Alınterinde Yetişen Saadet Çiçekleri

“Fransız resim sanatının önemli simalarından Henri Matisse (1869-1954), Auguste Renoir’dan (1841-1919) 28 yaş daha genç olmasına karşın, iki ünlü ressam iyi arkadaşlardı ve sık sık görüşürlerdi. Hayatının sonlarına doğru Güney Fransa’da bir köye yerleşen yaşlı Renoir, son on yılında evinden çıkamazken Matisse onu hemen her gün ziyaret etti. Romatizma nedeniyle neredeyse hiç hareket edemeyen Renoir…

KAFİR OL Kİ MÜ’MİN OLABİLESİN!

Lâilâhe illallâh. Nefy ve ispat içeren iki karşıt cümlecikten oluşan, ve imanın cevheri ve İslam’ın temel taşı olan bu kelime-i tevhide göre: Önce münkir, sonra mü’min olunur. İnkar et ki iman edebilesin. Kafir olmadan mü’min olunmaz. Önce tam ‚kâfir‘ ol, sonra tam mü’min olursun. Yarım kâfir, yarım mü’mindir. Yarım mü’min, yarım kâfirdir. Bütün tanrıları inkar…

Çocuğun Anavatanı: Sevgi

Çocuk eğitiminin en temel koşulu, belki de tüm süreçlerin merkezinde yer alan unsur sevgidir. Çünkü sevgi yalnızca bir duygu değil; insanın varoluşunda yer alan en derin ihtiyaçlardan biridir. Sağlıklı, mutlu ve kendisiyle barışık bireyler yetiştirebilmek, çocuğun fıtratında var olan bazı beklentilerin karşılanmasına bağlıdır. İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren şu beş temel mesajı duymaya ihtiyaç duyar:…