Sosyal Medya Bağımlılığı

Öyle bir ele alındı ki, katılımcılardan hiçbirisi „Ben bağımlı değilim“ diyemedi. Söylemlerden anlaşılan bu. Bazı kriterler öne sürüldü. Ele alınanların hepsini burada listelemeyeceğim. Öğrenmek isteyenler sosyal medyada bulup okuyabilirler. Ne dedim ben şimdi? Bağımlılıktan bahsederken sosyal medyaya atıfta bulunmak? İçler acısı durumumuz. Ne yazık ki, pek çoğumuzun yapadurduğu bir refleks. İhtiyaç duyduğumuz herşeyi sosyal medyada…

Bölünmüş Kalpte Ebeveyn Olabilmek

Bu metin, hayatın bazı ailelerin kalbine bıraktığı ağır ama çoğu zaman sessiz bir yükten doğdu. Evlatlarından biri içerideyken, diğerlerine de anne-baba kalmaya çalışan; kalbi bölünmüş ama sevgisi eksilmemiş annelerin ve babaların yükünden… Bu yazı meseleleri büyütmeyi değil, kalpleri biraz olsun rahatlatmayı amaçladığımız için kaleme alındı. İnsan her zaman yükleriyle değil; niyetiyle, sabrıyla ve kalbiyle yükselir.…

Şükürsüzlük Bir Hastalıktır

Şükür, hayatın semeresi olduğu gibi insanın ruh hayatının da latif bir meyvesidir. Çağımızı manevi açıdan tanımlayacak olursak; bir yönüyle şükürsüzlük ve nankörlük çağıdır. Bu çağ, insanı hasta ve alil bir vaziyete düşürmüştür. Halbuki bunun altında yatan en önemli saik; şükrü içinde barındıran inanç ve iman yoksunluğudur. ​Çünkü şükür, nimeti verene yapılır. Eğer O tanınmıyorsa ve…

Osmanlı Medine’sinde Mi’rac Mevsimi “Hacc-ı Nebi” Geleneği

Dinî hayatı çok zengin gelenekler ile zenginleştirerek yaşayan ve yaşatan Osmanlı İslam Kültürü’nün izlerini takip ederken karşımıza çok manidâr örfler çıkmaya devam etmektedir. Bunlardan bir tanesi de Osmanlı Medine’sinde Mi’rac Mevsimi yapılan “Hacc-ı Nebi” kutlamalarıdır. Evet yanlış okumadınız: Osmanlı Medine-i Münevveresinde Mi’raç kandili zamanlarında yapılan Hacc-ı Nebi kutlamaları. Bu kutlamalardan bizi haberdar eden Hüseyin Vassaf…

Bir Zannın Vebali: Şeyh Hadi’nin Hikayesi

Gördüklerimiz her zaman hakikat midir? Yoksa gözümüzün gördüğü, kalbimizin zannına mı yenik düşer? İşte bir mahalle halkının “takva” adına nasıl bir yıkıma sebep olduğunun ve yirmi yıllık bitmek bilmeyen bir pişmanlığın öyküsü. Yaklaşık 20 sene önceydi. Namaz kılmak için genelde mahallemizdeki camiye giderdik. Camimizin hocası Şeyh Hadi adında bir hocaydı. Mahalleli tarafından sevilen, sayılan ve…

Büyük İslam Mütefekkiri Merhum Ahmed Selim’den Vecîz Hakikatler

1- Özeleştiri yapamayan, eleştiri de yapmamalıdır. 2- Ailenin kalp atışları medeniyetin şaşmaz göstergesidir. 3- Parasız hiçbir şey olmuyorsa, parayla da hiçbir şey olmaz. 4- Düşünce üretme gücünde ve samimiyetinde olanlar çözüm, olmayanlar ise düğüm üretir. Goethe, “Çözüme katkı sunmayan, problemin bir parçası olur.” diyor. 5- İnsan kendini yabancılaştırarak da yalnızlaşır ve hiç farkına varmaz. 6-…

Üveykin Bağrındaki Hançer

Hafakan yalnızlığı süzülürken çökmüş çehrelerden Bir sıcak gül beklenir, kış yudumlamış dost bahçelerden   Ateştir, yakıcı soğukta bir öksüzün gözyaşları Yakîn gûrbetin kırık dizlerine iz iz dökülürken…   Ürperişlerle sırılsıklam… ıssızlığın kollarında Çırpınır, kutsî sevgiler kıymık kıymık sökülürken…   Şafak tüllerinde muhabbet üveykleri sarmaş-dolaş; Kor gecelere bürünmüş, sessiz hıçkırıklarıyla ben…   Yönsüz seklerim çâresizliğin acı…

Yol, Yolcu, Yolculuk, Yolluk ve Yolun Sonu -Sâlik, Sülûk, Meslek, Meşreb ve Maksat-

Tasavvufta sâlik, sülûk, meslek, meşreb ve maksad (vuslat) kavramları vardır. İslam Tasavvufunun modern çağlarda doğrudan asr-ı saadetten filizlenmiş bir dalı olan Risale-i Nur Mesleğinde de, bu kavramlar ve bunların eşanlamlıları veya çağrıştıranları olarak ‘yol, yolcu, yolculuk, yolluk ve yolun sonu” manasına pekçok metaforlar sıkça kullanılır. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ne göre her insan, kainat çöllerinde…

Gez-Göz-Arpacık Metaforu ‘Risale-i Nur Tasavvufu’na Bir Nazar-ı Vukûfî: Tahmîdiye Örneğine Giriş

          Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin (1878-1960) “Tarikatsız Cennete gidenler çoktur, fakat imansız Cennete giden yoktur.” (Nursî, Mektubât / 5. Mektup) gibi sözleri, “velayet-i kübra” ile “velayet-i suğra” arasındaki farkı, talebelerine görsel bir temsille anlattığı o meşhur tesbih hatırası ve “Zaman tarikat zamanı değildir, imanı kurtarma zamanıdır” şeklindeki yönlendirmeleri sebebiyle, Biz,…

Afganî Ali

İster büyük annemin Şia aşkına verin isterseniz vesile-i dünyamın Aliliğine verin. Ana diyârımın Acemliği, ata diyârımın Araplığı beni Özbek diyarımdan uzak eylemesin. Gel… Gel ey Oğuz boyu… Gel ey Hub soyu… Gel ey Hazar yolcusu, gel! Yeşiller diyarında kalan bir oyundu! Gel oyun bitmeden, gel! Yolcu küsmeden gel! Ruhumu üzmeden gel! Gel ey can yoldaşım!…

Sokağın Ruhu 2

Felsefe Kulübündeki sunum başlığım. Her ne kadar altını doldurmak üzere günlerce düşünmüş, söylenebileceklere göre cevaplarımı simüle etmiş olsam da, içimde ne var ise ortaya saçılabileceği gerçeğini kabullerenek gittim oraya. Stres yoktu. Ama sunum sonunda adını koyamadığım bir ruh hali vardı üzerimde. Günlerce sürdü. Korku, yalnızlık, anlaşılamama, güçsüzlük, çaresizlik, çözümsüzlük… Öncelikle pozitif değerlendirmeleri masaya koyalım. Sunum…