Ramazan, Bedir ve Bugün

Ramazan gelince, genelde Ramazan’la özdeşleşmiş olan şey sanki “dünyadan biraz daha el-ayak çekip, daha bir ruh ve kalbe yönelme.” Resulullah (sav) ve daha sonra nice Müslüman hele son on günde, mümkün olduğunca kendilerini ibadete vermişler. Yalnız cevap aramamız gereken bir soru var. Ne derece Dünya, ne derece Ahiret olacak. Aslında bu, genelde Müslüman’in dengesiyle ilgili…

Umut

Umut baldan tatlıdır, ama düş kırıklığı ihtimali ile mâlüldür. Kliniğe karmakarışık duygularla gittim. Beni nelerin beklediğini bilmiyordum. Resmî işlemler tamamlandıktan sonra odama götürüldüm. Beni odama götüren görevli hanım gittikten sonra yatağıma oturdum ve bir hayli süre kalacağım odama şöyle bir göz gezdirdim. Dikkatimi çeken ilk şey duvardaki yağlı boya bir tablo oldu; üzerinde ‘Umut’ yazıyordu.…

Çocuklarımızın Ruhuna Dokunmak: Fedakârlığın Gerçek Anlamı

“Çocuklarım için her tür fedakârlığı yaparım.” Bu cümle hepimize tanıdık gelir. Onların iyi bir eğitim alması, sağlıklı beslenmesi, güzel kıyafetler giymesi için elimizden geleni yaparız. Ancak çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir şey vardır: Çocuklarımızın ruhsal sağlıkları. Onların iç dünyasında neler olup bittiğini ne kadar merak ediyoruz? Bu yazıda, çocuklarımızın ruhsal ihtiyaçlarını daha iyi anlama ve…

Kur’an-ı Kerim’i Kendi bütünlüğü İçinde Okuma

                 Kur’an bir bütün olarak değil, tedrici metotla nazil olmasına rağmen hedefi yönüyle o başından sonuna kadar bir bütündür. Kaynağı itibariyle de yine onun bütün ayet ve sureleri bir bütünü oluşturmaktadır ki, bazı ayetleri ve sureleri diğerlerinden ayrı tutulamaz. Hepside aynı hedefi göstermektedir.          Yaklaşık yirmiüç sene gibi bir zaman zarfında muhatapların gerek ihtiyaç…

İstanbul’a Bahar Mektubu

İçimi döktüğüm şehre bahar gelmiş. Baharının etkisi yok düşümde, dünyamda İstanbul! Mutluluğun nasıl olur senin diye sorma. Hep böyleydin de deme bana. İstanbul, gözlerime bak ve gördüğünü anlat bana. Bahar mı gördüğün? Yanılıyorsun. Sen mi? Sen de değilsin görünen. Derine bak, daha derine cesaretin varsa. Yüreğime giden yoldan, Süveyda’nın harabelerine çıkan dönemece bak. Anla derdimi…

DÎL ü DİL

Dîl ve dil. Gönül ve söz. Cevher ve araz. Ruh ve cesed. Zâhir/görüntü ve bâtın/hakikat. Birbirinin ikizi olması gereken bir ikili değil bunlar. Bunlar aynı şeyin iki ayrı şey olarak mevcudiyeti belki. Belki de değil, sadece zarf ve mazruf gibi bir şey. Mühim olan ikilik görüntülü birliği farketmektir. Kâinatta cebrî olan bu hassas hakikatin insanda…

 Kâfir de Kaybetti, Mü’min de Kaybetti

Musa Hub Hocamızın Hubistan köşesindeki, insanların eserlerinin de misyonlarına uygun olarak adlandırıldığı konusundaki câmi’ mülahazalarını okurken, roman üzerine bir beyanına takıldım ve o gün ve gece düşündüm, sonra sabah trende işe giderken yine camdan dışarı bakarken de üzerinde düşünmeye devam ettim. Trende yanımda uygunsuz giyimli bir bayan oturmuştu, dedim ki, “Bu insan kaybetti.” Sonra, “Eyy,…

Hacca Haramla Gitme!

Nerdeyim ben? Sözde mana, manada söz kalmadı ise tövbe ederim! Rüyama yeniden döndüm. Gör ve bil ki sen bir gün mescidime geleceksin. Gönül mescidime geleceksin! Salâtını orada kılacaksın. Siyâmını orada tutacaksın. Kelâmını orada yazacaksın. Beni duyacaksın… Hacca haramla gitme! Hacca gitmeden önce bana gel ve benim önümde tavaf et! Bana bırak o haramları hacca gitmeden…

Hayata Vurulan Son Darbe: Azrail’in Ölümü

“Külli nefsin zâikatü’l-mevt.” “Her nefis ölümü tadacaktır.” diyor Allah Kur’an’da. Bu minvalde, ölüm sözcüğünün ve ölümün günlük hayatımızın her ayrıntısında yer edindiği şu günlerde, ölümü irdelediğimizde şunlar söylenebilir: Hayat, doğum ile ölüm arasında yaşanan bir mücadele alanıdır. Bu anlamda, farklı bilim dallarında her bir filozof ve bilim insanı, kendi branşlarına uygun olarak yaşamı ve ölümü…

Zamanı Okumak

Çok önemli olduğunu söylemişti bir dost. Hatta öyle ki, hakiki iman ile bile ilişkilendirmişti. Bunu hangi gerekçelere dayandırdığını bilemiyorum. Belki grupçuluk taassubu ile söylenen bir ifade bile olabilir. Ama tamamen yanlış diyemiyorum. Çünkü son günlerde zamanı okumaya çalışıyorum. Bunun yeterli olmadığını bildiğim halde. Gerçekten imanım mıdır, bunu bana yaptıran? Ne gibi bir fayda gözetiyorum ki?…

Saygının Yalnızlığı

İki dostun telefonda dakikalarca hiçbir şey söylemeden ağladıklarını duymuştum. Bu yaşanmışlığa kendimce bir anlam yüklüyorum. Sanki sonsuzluk içime doluyor. Veya bir ortamda „Tüm sorular sorulabilmeli, utanmadan, sıkılmadan, dışlanmadan…“ dediğimde bir dostun itirazı gelmişti. “Arkadaşları peygamberimizin etrafında oturmuş dinlerler ama soramazlar. Birisi gelse, sorsa, biz de öğrensek diye beklerler.“ Bu iki durum aslında birbiri ile çelişiyor…