DüşünceHaziran-Temmuz '26İlimYüksel Kurtoğlu

Tahmidiye Duası Üzerine – 5

Şifa Ayetlerinin Gönül Tercümesi

Yüksel Kurtoğlu 

 

Yüreğim yanıyor, içimdeki ateşi söndüremiyorum. Oturuyorum, kalkıyorum, koşuyorum, bağırıp çağırıyorum ama nafile, çözüm olmuyor.

Ruhumdaki boşluğu dolduracak, dertlerime merhem olacak;

“Öyle bir Hâlık ve Rab lazım ki, en küçük hatırat-ı kalbimi ve en hafî niyazımı bilecek ve en gizli ihtiyac-ı ruhumu yerine getirdiği gibi, bana saadet-i ebediyeyi vermek için, koca dünyayı ahirete tebdil edecek ve bu dünyayı kaldırıp ahireti yerine kuracak hem sineği halkettiği gibi semavatı da icad edecek, hem Güneş’i semanın yüzüne bir göz olarak çaktığı gibi bir zerreyi de gözbebeğimde yerleştirecek bir kudrete mâlik olsun.” [1]

“Allah’u Ekber!” diye haykırıyorum. Sonra bir daha, bir daha.. Her tekbir beni, fıtratımın tekamül hiyerarşisinde bir kademe yükseltiyor.

Ve onuncu “Allah’u Ekber!”, günde en az kırk defa okuduğumuz Fatiha-i Şerifteki “Ke” yani “Sana” hitabı gibi, beni, Ezel ve Ebedin Sultanı Allah’u Azimüşşsan’ın huzuruna taşıyor.

İçinde bulunduğum gailelerden, korkulardan ve endişelerden kurtulmak, bir nokta-i istinad ve nokta-istimdat bulmak için O’nun rahmetini celbetmek istiyorum. Bütün güzelliklerin başı, ferşi arşa bağlayan mübarek cümle dökülüyor dudaklarımdan;

“BismillahirRahmanirRahim” [2]

Acizliğimi, fakirliğimi “sağ ve sol yanımdan yaralı” oluşumu şefaatçi yapıp Ferd’ün Hayy’un Kayyum’un Hakem’ün Adlün Kuddüs, isimlerine iltica ediyorum.

Biliyorum ki beni Yaratan; benzersizdir, eşi menendi yoktur, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır, her şey O’nunla ayakta durur, kainatı bir sapan taşı gibi çevirir, kontrol eder, mutlak hüküm sahibi, adil ve her şeyi her an tertemiz tutan, her türlü noksanlıktan münezzeh, pak ve yüce olan Kuddüs’tür.

Ey Sultan’ım, Rabb’im, Sana, senin mualla ifadelerinden derlenen mukaddes kelimelerle sesleniyorum.

“Fe enzellallahu sekinetehu aleyh” [3]

İlahi, her hadiseyi düşman, her seslenişi tehdit görüp kendi ruhumun karanlığında boğulmaktan Sana sığınıyorum. Beni, korkuları müjdeye, dehşeti ünsiyete, vahşeti huzura tebdil edecek sekîne ile rızıklandır.

“La yahzunuhumül fezaül Ekber” [4]

Üzerime indireceğin sekineyle beni öyle bir sükunete kavuştur ki “Ağrı dağı bomba olup patlasa, küre-i arzı parçalasa kalbime korku veya tasa vermesin..

“Yürzekune ferihine bima atahum” [5]

Her tarafta cenazeler ve vahşi hayvanlar yerine; Padişah’ın ziyafetlerini, bayramlarını ve yüksek rütbeli memurlarının resm-i geçitlerini gösteren iman gözlüğünü benim gözüme de tak. Ruhumu asude bir bahara kavuştur ki; hayat yolunda başıma gelen hadiseleri, senin ihsanın ve ikramın olarak göreyim.

“Selamun kavlen min Rabbin Rahim” [6]

Ey Rahîm olan Rabbim! Bu selâmın hürmetine; kalbimi vaveylalardan, ruhumu elemlerden, aklımı karanlık evhamlardan selâmete çıkar. Yüreğimin hararetini bu selâmın serinliğiyle söndür.

“Ya naru küni berden ve selame” [7]

Ey ateşleri gül bahçesine çeviren! İbrahim’i (Aleyhisselam) yakmayan emrinle, benim yüreğimdeki ağırlıklara da tecelli eyle. İçimi kavuran dünya, kabir ve ahiret külfetlerini, serin ve selâmetli kıl. Ruhumun vaveylalarını imanın huzuruyla, kalbimin sızısını Kur’an’ın nuruyla dindir.

“Lillezine amenü hüden ve şifaun” [8]

Ey Şâfî-i Hakiki! Madem Kur’an’ı; hem yol gösteren rehber, hem de dertlere şifa kıldın; hayat yolunda karşıma çıkan ve dışarıdan bakınca beni parçalamak isteyen canavarlar gibi görünen hastalıklar, musibetler ve ölümleri, beni Sana yaklaştıran, günahlarımı temizleyen ve ebedi hayatımı kurtaran munis hizmetkârlara çevir.

Sağ yanımdaki geçmişten gelen kederleri ve sol yanımdaki gelecek endişesini, inayetinle şükür vesilesine dönüştür. Hidayetinle aklımı, şifanla kalbimi nurlandır.

“Ve nünezzilü minel Kur’ani ma hüve şifaun ve rahmetun lil mü’minin” [9]

Beni, Kur’an’ın eczanesinden mahrum bırakma; onun her ayetini içimdeki yangını söndüren su, ruhumdaki karanlığı dağıtan güneş eyle.

Velhamdulillahi Rabbil Alemin [10] (Amin)

 

Dipnotlar:

[1] Said Nursi, Lem’alar, 26. Lem’a, On Birinci Rica

[2] “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla..”

[3] “Bunun üzerine Allah, ona (Peygamber’e) huzur ve güven (sekîne) verdi…” (Tevbe Suresi, 9/40)

[4] “O en büyük dehşet (Sûr’a ikinci üfleyiş) onları tasalandırmaz.” (Enbiyâ Suresi, 21/103)

[5] “Allah’ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler.” (Âl-i İmran, 3/170)

[6] ‘(Onlara) Rahîm olan Rab’den bir söz olarak selâm vardır.” (Yâsîn, 36/58)

[7] “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol!” (Enbiyâ, 21/69)

[8] “…İman edenler için o (Kur’an), bir hidayet ve şifadır…” (Fussilet, 41/44)

[9] “Biz, Kur’an’dan inananlar için şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz.” (İsrâ, 17/82)

[10] ”Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment