EdebiyatMart '26ŞiirYüksel Kurtoğlu

Dert dediğin aşığa, Sultan’dan gelen davet,

Kaçmak değil bizimki, yaraya bin şükretmek.

Neşet’in sazındaki kadere teslimiyet,

„Yok iken, var eden var,“ sığın budur emniyet.

NİDÂ-İ FERD FASLI

Her tekbir bir basamak, İlim’den Kudret’e yol,

„Kün“ sedası yükseldi, yokluğa dedi: „Var ol!“

Ferd ismi tecellisi, benzersiz her nakışta,

Vahdetten haber verir, kapı açar bakışta.

NEFHA-İ HAYY SOLUĞU

Hayy ismi erişince, ışıklandı âlemler,

Zikirle nutka geldi, suskun duran cisimler,

Cansızlık örtü söktü, uyandı gizli cevher,

Ataletten kurtulup hayatla şenlendiler…

SIRR-I KAYYUM KIYAMI

Kayyum’la süzüldü, bedene bilinmez ruh,

Toprak bağından koptu, dindi manasız şübuh.

İrade süvaridir, bineği onun nefis;

Menzile doğru sür, diner her türlü yeis.

NUR-U HAKEM KAYDI

Hakem’in hikmetiyle okuduk her yaprağı,

Şuur güneşi doğdu, gördük saklı şafağı.

Veda edip hayvani, günübirlik darlığa,

Kucak açtık ebedi, nurani yaşantıya…

HÜKM-Ü ADL SİKKESİ

Adl mührü vurulunca, eşya yerini buldu,

Zerre israf edilmez, mizan hassas kuruldu.

Âzâya uygun suret, her endam tam kıvamda,

Rabbani tuğradır bu, parlar her bir makamda.

TAKDİS-İ KUDDÜS CİLVESİ

Kuddüs tecellisiyle, arındı tüm kâinat,

Leke tutmaz bu ayna, tazelenen bir sanat.

Göklerden yere yağan, nezafet selleridir,

Bu tertemiz intizam, Akdes’in eseridir…

LEM’A-İ EHAD IŞIĞI

İman nuruyla doldu, bedenin her hücresi,

Dindi gönül sızısı, kesildi nefsin sesi.

Göğsümüzde kayalar, gönlümüzde Bilâl var;

„Ehad! Ehad!“ dedikçe, şifa bulur yaralar…

HATİME

Ne hayal meşgalesi, ne de „unutma“ yolu,

Doğrudan O’na döndük, kalbimiz „Hu“yla dolu.

Sancıya gelen lütfu, kalbine eyle hissâr;

Ömrü şükürle ör ki ahiret olsun bahar…

 

Yüksel Kurtoğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment