Yitik Dost’a…!

Yitik Dost’a Harun Çağlayan Yüreğim hasret kamçısıyla dövüldükçe,İçimde tutsak alevler belirir..Lâkin sana karşı hep vefa ümid edenim..Nice zaman oldu,Nevbaharı hissedemedim.Nice zaman ki,Perişaniyetimi serdedemedim..Dostların gadrine uğrasam da,Gözlerim ufukta,Bir dua dilekçeli haberdir,Bekleyişlerim… Bilmem ki,Harebezâr diyarlardan,Yanık namelerim vasıl olur mu sana..Hüznümü derûnuma gömsem de,Taşar mıydı çığlıkları yüreğine… Bilirim…Bahtıma kederlerdir biriken..Hâlsizim, hâlden düşmekteyim..Dilenirim Rabbim’den..Dilenmenin usûlünü bilmesem de,Sadık bir bendeyim..Üryandır…

grey concrete pyramids on the middle of the dessert during daytime

Nâr-ı Hûb

Nâr-ı Hûb Tugay Mola NÂR-I HÛB Geceler siz söyleyin, hani nerede rahmet?Şafağın söküşü nerde Ey Şâh-ı Azamet?Bugün bayram, yüzlerdeki sevince alâmet.Eşiklerde yine ben! Dediler ki “az sabret” Cibril-i Emin inmez ki arza, bekleyeyim.Sancılarım yükselir şâha, hemen öleyim!Gözlerim Yâkub! Nâr-i beyzâ cehennemdeyim.Sinem kan revan Kerbelâ, çaresiz yerdeyim. Sevinmek hayal, zira Mâh-ı Muharrem î’dim.Asrın dehlizinden gelir bu…