Sarsıl ey Tunusânî…

Ben yabânî, sen barrânî. Hani var ya bir Harranî? İbrahimî. Şimdilerde zeval perdesinin ardında. Tanrı bağıma bülbüller geldi. O bağ ki şimdilerde hâristan oldu… Bir gülüm kalmıştı. Bahçebân ağladı, güller soldu. Bir gelirler.. bir de gidiverirler. Ses yok el-ân… El-ân, her zaman… Derdime dermân yoktur. Derdimden daha çok dermân. Dert olur ki bazen derman… Sen…

YAZIK OLMUŞ EFENDİM

Ey göynük* gönlüme can, kalb sancıma dermânım Gelip Ravza’nda her an, yanmadığıma yazık… Şu tövbekâr dîlimle ey gül şefâatkânım, Şeker şerbet adını anmadığıma yazık… Günah çölünde nasıl da susamışım cânım, İstiğfar kevserine kanmadığıma yazık… Tadı tuzu kalmamış ağzımla ey cânânım, Senin ballar balına banmadığıma yazık… Yolda oyalanmışım ey sebeb-i cinânım Uğruna bütünümü sunmadığıma yazık…ª Kirlenmişim…

İSRAİL DUVARLARINDA FEDAİ BİLDİRİLERİ

Şiir: Nizar Kabbanî Çeviri: İbrahim Demirci Bizim halkımızı asla döndüremeyeceksiniz Kızılderili halkına. Biz burada kalacağız. Bileklerine çiçekten bilezikler takınan bu toprakta. Burası bizim yurdumuz. Ömrün şafağından beri buradayız. Burada oynadık, burada sevdik, burada şiir yazdık. Körfezlerine kök salmışız. Denizin yosunları gibi. Kök salmışız tarihine Yufka ekmeğine, zeytinine, Sararmış buğdayına Kök salmışız vicdanına. Martlarında kalıcıyız Kalıcıyız…

BİR YAZGININ ÖYKÜSÜ

……….. bir günbatımı kucağında zehirlenince biricik tutkusu dudağında titreyen bir dilekçe Sonsuz’a yükselince sonlunun ağıtları alevlenince bir yerlinin göğe sevdası ve tamamlanınca gönlün yarım kalan şarkısı bir ulu ışık sızacaktı umutların can çekiştiği kuytudan üstü-başı sırılsıklam güneşin gözyaşları bir ışık… bu nasıl evren, bu nasıl devrandı sağına baktı: ağlayıncaya kadar güldü soluna baktı: gülünceye kadar…

Göynük Gönüller

Biz gönül hizmetkârıyız, dost cenneti bahtımız Postluk kavgası gütmeyiz, gönüllerdir tahtımız Nefsimizedir kahrımız, vefâyadır kahtımız… Düşmanın duâcısıyız, dostumuza yârânız; Her kalbe âşık bir kalbimiz var elhamdülillah Kahkahalarda olmasak da, gözyaşında varız Gönlü hicâz’a âhlı, günahına vâhlılarız Bütün gülleri severiz, dikenleri sayarız… Unutulmuşu unutmayan, arayıp soranız; Her yola açık bir kapımız var elhamdülillah Bizler gönülleri göynük,…

Eksik Kalan Yanım

Kendini hiçbir yere ait hissedememenin de büyük bir ağırlığı var.. Göçmen kuşlar gibi oradan oraya uçar ruhun. Dünyadasın ama ruhun öte âlemlerde… Evet, hiçbir yere ait hissetmiyorum kendimi. Ne bir şehre, ne bir insana, ne bir eve… Hiçbir yerde iyi hissetmiyorum kendimi. Olduğum her yerde eksiğim. Aradığım her ne ise olağanüstü bir şey olmadığına eminim..…

BEDİÜZZAMAN’IN VEFATI ÜZERİNE YAZILMIŞ İLK İKİ ŞİİR

Ankara merkez vaizliği yapmış Nur talebelerinden Osman Aydın Hoca (1929- ?), Üstad Bediüzzaman’ın 23 Mart 1960’da vefat haberi üzerine “Elveda” isimli şu şiiri kaleme almıştır. ELVEDA -Büyük Üstadım Bediüzzaman Hazretlerine- İşte geldi çattı ayrılık derdi Bin türlü elemi bizlere verdi. Gam, keder postunu gönlüme serdi. Üstadım, firakın yaktı dağladı İnsanlar, mahlûkat, semâ ağladı. Acı haberlerin…

Gül’üm

Gülüm açmış zirvelerdeAğlamış yaşlar yanaklarındaYorulmuş eğilmiş yerlere Bir gün bahar gelir her yere diye. Sen açmışsın karlı dağlara karşıRenginin sıcaklığı eritmiş karıOkurcasına bir bahar neşidesiUmit kokun sarmış her yeri Gül sana geliyorum gündüz geceYollar yokuş ırak olsa daBir ümit uzanacağım yapraklarınaNe olur uzat bana beşaret ellerini.

gray and brown fish in close up shot

Pirana Isırığı

Sen ceketini alıp çıktın yaGüneş prematüre doğdu bugünSarısı küvezde, kızılı sarılık geçirenKundak bezi diye naftalinsiz gökkuşağına sardıkBit pireyle bezenenAküsü boşalmış maviyeCıvataları gevşemiş sarıya, yeşile…Sonra terk ettik“Süt anne” diye, pirana ısırığı gecelere Sen yıldızların ceyranını kestiğin geceDolunay kıyametin önsözünü yazdıKum saatiydi aklını oynatan,Kumlarda akrep,Alacakaranlıkta yelkovan kovalayanNavigasyonu bozulan ufuk çizgisindeBulutlar dilsiz şeytan Sen ısırgan otundan üstüme kepenek…

Mekke’nin Fethi

Tevazu zirvesini O’nda gördü…Devesi Kasva’nın üzerinde.Yanında güzide ashabı…Yolculuk Mekke’ye…Hasretiyle kavrulduğu,Birgün sana döneceğim dediğin Kutlu Belde’ye… Devesinin üzerinde iki büklüm bir Nebi.Ve yaklaşıyor yaklaşmakta olan.Buralar ki yıllarca çilenin izini taşıyan yerler…Göz gezdiriyor Mahzun Nebi hatıratın izlerine…İlk şehid ve şehidenin şehid edildiği,Hz.Bilal’in iniltilerinin yüreğini dağladığı yerler… Hicranıyla düştüğü yerdesin..Hatice Validemizin mezarı başında,Derin vefa hissin ile duadasın…Herkes anlar…