Ölen de kurtulmuyor ki!

Ne bileyim işte; Ters giden birşeyler var, Yoluna koymam, toparlamam lazım diyorum. Ama nasıl yapılır, ne yapmam gerekir, Bilmiyorum… Fezada kaybolmuş gibiyim, Gökyüzü kocamanmış, Çırpınan tek kuş benmişim, yorulmuşum, Konacak bir yerim bile yokmuş gibi. İçimdeki yalnızlık, İnsandaki vefasızlık duygusunu başka nasıl anlatırım! Yolum açılsın, ulaşayım, Yetişeyim diye çıkışa doğru koşmuşum da Sonunda duvara çarpmışım…

LEYÂL’İN SON YARGICI

Âdem’in yuttuğunu kus ey âlem-i ekber Toprak almıyor artık, göğün sırtında makber Kan damlıyor göğsüne çiğnendikçe yakutun İblisi alkışlıyor kendine tapan putun Ne gedâ ne şah olan yaşamak virasında Kaldı dilsiz ve dinsiz, ikisi arasında Açıldı perde perde kuytuda saklanan giz Ayân değil miydi hâl, yoksa sen miydin aciz Kulağına üflense âh, İsrafilin sur’u Neresinden…

Sonsuzluk Yolcusu

Dünya yaman, âhir zaman Arzda deprem, semada kan Herşey alt-üst, herşey talan;           Bu diyardan kaçmam gerek           Bu dik yardan uçmam gerek   Beden kafes, hayat tuzak Hedef yüce, yollar zik-zak Vakit kısa, menzil uzak;           Dünya-ukba geçmem gerek           Daim O’nu seçmem gerek   Âtî gelmiş, mâzî olmuş Ömür bitmiş, mîâd dolmuş Gönül…

Ey Gül-i Ruhsârım

  Darende’li Seyyit Osman Hulûsi –Ateş- Efendi’nin (1914-1990) Ruhuna İthâfen…   Ey Gül-i ruhsârım sana hakkıyla gönül bağlayamadım Huzûrunda durup şöyle doya doya ağlayamadım Nemli bir tomar kağıt gibi için için tüttümse de Bir salıverip kendimi, şöyle göz göz çağlayamadım Besmelesinde kaldım her başladığım güzel amelin Aşk ocağında ciğerimi şöyle bir dağlayamadım Nefsin nârâlarından karıştırdım…

Mazinin Kalbi Hatıralarda Atar

  Hatıraların Hatrına İthafen…   (1) Bir düşün: İnsan mı yaşlanır, zaman mı? Ne gam! Zaman delikanlı, zaman bahar. Ömür dediğin altmış yıl mı, bir ân mı? Gerçek, bedenimde kış, saçlarımda kar. Gençlik bir varmış bir yokmuş, çerden-çöpten Masal gibi varı yoka bağlıyorum. Garip, her gün bende zaman gençleşirken, Zamanda ben her ân ihtiyarlıyorum. Mazinin…

Derdime Devâ Aradım..

Derdime devâ aradım… Meğer derdim benim devâm imiş… Kitaplarda değilmiş, lâ ve lâ vellâ… Geleceğe sakladım, şimdilik sakıncalı sırların bugün açıklanmasını… Aklanmasını, pâklanmasını… Nurlanmasını… Zuhur etmesini… Gelecekte ben toprak olsam da, sesimi tek başına alıp da dünya âlemlerine duyuracak o sabah güzeli melek seslendirecek… Şiirler dökülecek… Mersiyeler tütecek… Kâfiyeler kâfiyelenecek… Abdallar çalmaya başladığında şarkılarımı… Haydi…

ÖRTÜYE TUTUNMUŞ DUA

Bütün tadlar senin adına vardır: Adını anmanın tadına vardır Bütün yâdlar senin adına vardır: Yâdına yanmanın tadına vardır   Dünyayı içtim bir bir, kanamadım Âbına kanmanın tadına vardır Zehirledi ağyar balı kalbimi Balına banmanın tadına vardır   Dayandığım çoklar yıkıldı gitti Tek’e dayanmanın tadına vardır Boyandığım renkler soldu silindi Yoka boyanmanın tadına vardır. Musa Hûb…

Sarsıl ey Tunusânî…

Ben yabânî, sen barrânî. Hani var ya bir Harranî? İbrahimî. Şimdilerde zeval perdesinin ardında. Tanrı bağıma bülbüller geldi. O bağ ki şimdilerde hâristan oldu… Bir gülüm kalmıştı. Bahçebân ağladı, güller soldu. Bir gelirler.. bir de gidiverirler. Ses yok el-ân… El-ân, her zaman… Derdime dermân yoktur. Derdimden daha çok dermân. Dert olur ki bazen derman… Sen…

YAZIK OLMUŞ EFENDİM

Ey göynük* gönlüme can, kalb sancıma dermânım Gelip Ravza’nda her an, yanmadığıma yazık… Şu tövbekâr dîlimle ey gül şefâatkânım, Şeker şerbet adını anmadığıma yazık… Günah çölünde nasıl da susamışım cânım, İstiğfar kevserine kanmadığıma yazık… Tadı tuzu kalmamış ağzımla ey cânânım, Senin ballar balına banmadığıma yazık… Yolda oyalanmışım ey sebeb-i cinânım Uğruna bütünümü sunmadığıma yazık…ª Kirlenmişim…

İSRAİL DUVARLARINDA FEDAİ BİLDİRİLERİ

Şiir: Nizar Kabbanî Çeviri: İbrahim Demirci Bizim halkımızı asla döndüremeyeceksiniz Kızılderili halkına. Biz burada kalacağız. Bileklerine çiçekten bilezikler takınan bu toprakta. Burası bizim yurdumuz. Ömrün şafağından beri buradayız. Burada oynadık, burada sevdik, burada şiir yazdık. Körfezlerine kök salmışız. Denizin yosunları gibi. Kök salmışız tarihine Yufka ekmeğine, zeytinine, Sararmış buğdayına Kök salmışız vicdanına. Martlarında kalıcıyız Kalıcıyız…