Sonsuzluk

Hep bir alışılmışlığın izi.. Zaten hep bizimle dediğimiz.. Kendine sonsuzluk biçip kendimize eklediğimiz.. Hep taze doğan bir şafağın mahmurluğuyla beklettiğimiz.. Alıştık işte, alışageldiklerimiz.. Bir gün aniden.. Hiç beklenmedik bir yerde.. Beklenmedik bir zaman.. Aniden gelen bir telefonla.. Yolumuzun önüne düşmesiyle.. Biniverecek olduğumuz bir dolmuşla, otobüsle.. Dank eden.. Aaa buradaki ev yıkılmış. Neden yıkılmış, niye yıkılmış?…

light bulb beside books on shelf

Ânın Hâleleri

Gönül ummanının hâlelendiği, hârelendiği yerde duran, durdurulan bir gönl-ü hazindir içim. Hâlin aynasına ezel gelir, mazi vurur, istikbâl bakar. Ama sen beni hep ilerde zannedersin. Hep yürüyor, koşuyor, ilerliyor görürsün. Oysa ânımdır benim gönül çeperim. Duamdır şimdim. Durduğum yer mazinin gölgesi, istikbâlin şafağıdır. Ben sadece âna üflerim. Ey dost! Bana hâl, sana istikbâl aynalar. Hicranıma…

Ahlak-ı İslamiye Üzerine

AHLAK-I İSLAMİYE ÜZERİNE Havva KÜÇÜK KONUR Ahlak su gibi, hava gibi her yere giren, sızan, kendine benzeten, dönüştüren bir yapı. Karakter, huy anlamında da kullanabildiğimiz ahlak, insanın gerek kendi başına kaldığında, gerekse insanların içerisindeyken sergilediği, kendini oluşturan yapıtaşına denir. Ki bu yazıda da karakter anlamındaki ahlaktan bahsedilecektir. Ahlak-ı İslamiye, müslümanlığı üzerinde gösterme, sergileme, yaşatma tavrı.…