Kadını Yücelten Sır

Kadının varlığı, insanoğlu için hep dikkat çekmiştir. Hani merak uyandıran konular için derler ya, ‘incelenmeye değer’ diye. İşte kadın konusu tam olarak böyle bir konu. Bazen tarihin akışını değiştirmiş, bazen türkülere konu olmuş Suzan Suzi olmuş, Mihriban olmuş, bazen büyük bir kararlılıkla yerinden doğrulmuş Nene Hatun, Şerife Bacı olmuş, bazen de en azılı zalimlerden olmuş…

Bir Molla Lütfi Vardı

Daha önce bir kitap hakkında bu denli etkilenerek yazı yazdım mı hatırlamıyorum; ancak bu eser beni derinden sarstı. Belki günümüzde de sıkça maruz kaldığımız algı yönetiminin nasıl inşa edildiğini anlatmasından, belki toplu linç furyasının yıkıcılığından, belki de henüz adını koyamadığım başka hislerden dolayı kitap beni bir şekilde içine çekti. İskender Pala’nın İtiraf adlı romanından bahsediyorum.…

Vuslat

Kavuşmak bir gündüz heyecanı, bir bahar nağmesi, kocaman bir umudu insanın. İçinde yıllarca arayıp dolaştırdığı çiçek… Bir ummanın nihayetini merak ettiğinde, bulduğun bir yunus balığı belki. Rüzgârın deli deli eserken çıkardığı ses… Dalgaların kıyıya çarparken çıkardığı o muazzam yayılışı… Vapurun kıyıya yanaşırken lastiklere çarpışının iç gıcırtısı… Her şey bir şeye kavuşuyor. Her âşığın bir maşuku…

Aşkın Gittiği Kapı

Defalarca gittiğin ama bıkmadığın yol… Her seferinde ayağına batan dikenleri çıkarıp, yeniden yeniden bastığın yer… Hiçbir şeye, hiç kimseye aldırmadığın ve içinde doyasıya yaşamaya devam ettiğin iklim… Zihninde gezen hayaline, yüreğinde yanan kor her eklendiğinde, bir kat daha harlanan o ateş… Aşk… Binbir türlü labirent… İçinde farklı muhayyileler, değişik kapılar ve öğrendiğin/öğreten onca şey… İçinden…

KIPIRTILAR

Niyedir bu hüzün, mum ışıklarındaki? Nedendir ağarmayan ufuklar, gecedeki koyu karanlık? Her hadise bir varoluşun sancısını çekiyor, amenna! Ama okuyamamak olayları, yaşanılanları yorumlayamamak, ne yaman çelişki Yâ Rabbi! Bunca çığlığın içinde sağır olan kulaklar… Bu kadar ağır hadiselerin önünden, görmeden geçen gözler. Sessiz bir girdapta kaybolan hüzn-ü elîm. Bu diller, bu yürekler hakkı haykırmalıydı oysa.…

ZITLIKLAR

Sokak lambaları her gece karanlığı aydınlatırken, bizim buralarda ne işimiz var diyorlar mıdır acaba? Kendimiz gibi aydınlık olan yerlere gidelim diyorlar mıdır? Bazen hayat böyledir. Terslikler, zıtlıklar bir aradadır. Herkes usulca görevini yapar. Karanlık karanlığını, aydınlık aydınlığını… Alayişi nümayişi yoktur hadiselerin. Bir örgüdür her şey ve her ilmek olması gereken yerdedir. Bu bir kusur mudur,…

Yenilikler

Yeni adımlar atmalı insan. Yeni şeyler söylemeli lisanı. Kendini yenilemeli, kendini dinlemeli. Sessizliğin, sükûnetin ve huzurun tadına bakmalı bazen. Ufkunu genişletirken ruhunu dinlendirmeli. Kendini yenilerken ruhunu harap etmemeli. Hayat yolculuğumuz çok erken başlar bazen. Daha kendimizi tanımadan, hayatı, insanları tanımaya başlarız. Ruhumuzun labirentlerinde kendimizi kovalarken, içinde bulunduğumuz hayat merdivenlerinde çok şeyi arkada bırakmak zorunda kalırız.…

Asuman Yıldızları

Şefkatin sınırsız ufkunda, merhametin engin buudunda yakınlaştı insanlar. Suya atılan taşın halelenerek genişlemesi gibi şefkat burcunda tulu’ eden Rahmet Peygamberi’nin (asm) etrafında birleşti. Omuz verdi, el attı, yüreğini, canını koydu ortaya. Nefesini üfledi, aşkını körükledi ve bir mutlu asır çıkardı ortaya. Asr-ı Saadet dendi adına. Yıllar sonra bile heyecanla anlatılan mutluluk asrı… Kalplerin ortak bir…

AYRILIK

İçimde kocaman bir hüzün yumağı. Yaptığım her şeye siniyor gibi düşündüğüm. Sevdiği ne varsa onu yapayım, konuşmaktan hoşlandığı ne varsa onlardan keyifli sohbetler yapalım, dinlediğimiz müzikler, keyif aldığımız filmler. Her şeyi baştan tekrar konuşalım dediğim… Ama hepsine, her şeye biraz sinen o ayrılık acısı… Sürekli zihnine gelen düşünceler… Üç beş gün sonra gidecek ve bir…

Pas Lekesi

İçimde bir burukluk, bir hüzün, ya da adını koyamadığım birşey işte. Her yer beton, her şey soğuk, duvarlar ruhsuz, ışıksız… Karşıdan bakana ne kadar korkunç geliyordur burası. Her yerde demir parmaklıklar, soğuk koridorlar… Ama içinde iken bir garip oluyorsun. Ne hisseseceğini bilemiyor gibi. Beynin, kalbin donmuş gibi oluyor. Kalk diyorlar kalkıyorsun, yat diyorlar yatıyorsun, yemeğin…

ISPARTA’NIN KALBİ BARLA’DA ATIYOR

Ne kadar zormuş damlaya ummanı sığıştırabilmek. Tek bir çiçekle baharı, baharları anlatabilmek. Bir mum ışığının titrek alevinde bütün karanlıkları delebilmek, ikbale uzanan yolları aydınlatabilmek… Nur’a sevdalıları, meftunları, dostları, kardeşleri, talebeleri ve fedaileri aynı satırda buluşturup sunabilmek… Şehirlerden bir şehri, Nur şehrini, gül şehrini, Isparta’yı yazabilmek, yansıtabilmek… Zormuş. Risale-i Nur bu şehirde, bu vatan toprağında yazılmaya…