SÂYE

Kaçmaya çalıştığım o buğulu hakîkat Gölgem ile aramda ince keskin bir sırat Prangamı sökmeye çalışıyorum fakat Uçurumdan aşağı bir el itiyor beni Aynı el başlangıca çeviriyor dümeni Bu keşmekeş, ademde esrarengiz bir hâldi Birisi; cinnet dedi, diğeri cennet bildi Benimse güzergâhım ıssız âkîm bir yoldu Rastlasaydım aşığa görünürdü ahseni Belki nasiplenirdi gölgemin de deseni Kâinat…

LEYÂL’İN SON YARGICI

Âdem’in yuttuğunu kus ey âlem-i ekber Toprak almıyor artık, göğün sırtında makber Kan damlıyor göğsüne çiğnendikçe yakutun İblisi alkışlıyor kendine tapan putun Ne gedâ ne şah olan yaşamak virasında Kaldı dilsiz ve dinsiz, ikisi arasında Açıldı perde perde kuytuda saklanan giz Ayân değil miydi hâl, yoksa sen miydin aciz Kulağına üflense âh, İsrafilin sur’u Neresinden…