DüşünceEdebiyatElif E. BayraktarOcak '26

Hayat bazen hiç beklemediğiniz bir yerden sorular sorar size. Bir anda omuzlarınıza çöken bir ağırlık, kalbinize düşen bir sızı ve zihninizde dönüp duran o inatçı soru: “Neden ben?” Hâlbuki her “Neden?” sorusu, aslında gizli bir davetin kapısını aralar. Belki de sorulması gereken asıl soru şudur: “Neden ben olmayayım?”

Bir imtihanla karşılaştığınızda “Neden ben?” demeyin. Çünkü belki de siz, bu imtihan sayesinde daha sağlam durmayı öğreneceksiniz. Her zorluk, insanın iç dünyasında henüz keşfetmediği bir gücü uyandırır. Her darlık kalpte yeni bir genişliğe yer açar ve her düşüş, yeniden ayağa kalkmanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretir. Kimi zaman insanı zorlasa da Allah’ın her olayı hayırla yarattığını unutmamak gerekir. Yaşanan tüm olaylar bir hikmet üzerinedir ve mükemmeldir. Hayatın çeşitli zorlukları; gelişim ve olgunlaşma yolunda atılan önemli adımlardır.

Allah, kullarına kaldıramayacağı yükü yüklemez; fakat onlara kendilerini tanıyacak kapılar açar. O kapılar kimi zaman acıyla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da sabırla aralanır. Çünkü insan en çok sarsıldığı anlarda kendisiyle yüzleşir; o an bahaneler susar ve geriye sadece gerçek kalır. Allah zorluğu boşuna vermez, sevdiğinden verir. Nefsimizi bir kenara bırakabilirsek, gelen her şeyi O’nun bir lütfu olarak görebiliriz. İşte o vakit hiçbir şey zor gelmez insana.

İçimizdeki kudreti görebilmemiz için Allah bazen dar yollar açar. O yollar başta dar görünse de yürüdükçe genişler. İlk adım cesaret, ikincisi ise umut ister. Sonrasında insan fark eder: “Meğer ne kadar da güçlüymüşüm…” Sıkı olabilmek için bir şeylerin zorlanması, canımızın acıması gerekir. Çile ve zorluk insanı bazen yorar; ancak perdeler bu zorluklarla kalkar. Sonra yavaş yavaş arka taraf aydınlanır. Son perde kalktığında, yani limite ulaşıldığında ruhun üzerine büyük bir rahatlama çöker.

“Neden sen?” sorusunun asıl cevabı da şu saklı cümlede gizlidir: “Çünkü sen yapabilirsin.” Sen; sabrı öğrenebilecek kadar güçlü, şükrü anlayabilecek kadar derin, teslimiyeti idrak edebilecek kadar hazırsın. Herkesin taşıyamayacağı bir yükü taşıyabilmen, ruhunun o imtihana hazır oluşundandır. O hâlde soru değişir; “Neden ben?” yerini “Bu bana ne öğretmek istiyor?” sorusuna bırakır. İşte o an yaşanan zorluk imtihan olmaktan çıkar; acı bir öğretmene, sabır bir yoldaşa, dua ise en yakın dosta dönüşür.

Sen, sabrın filizlenebileceği bir kalbe, umudun yeşereceği bir ruha sahipsin. Sen, kırıldığında bile yeniden ışık sızdırabilenlerdensin. Senin hikâyen teslimiyetle değil, güvenle yazılmak isteniyor. Ve her yeni gün bir cevap değil, bir müjdedir: Bu imtihan seni küçültmek için değil, büyütmek için var. Yolundaki bu taş seni yaralamak için değil, keskinleştirmek için var. Bu yük seni yormak için değil, kanatlandırmak için omuzlarında.

O hâlde soruyu değiştir: “Neden ben?” değil, “Bunun sonunda nasıl bir ben olacağım?” Cevabı, Allah’ın dilemesiyle zaman yazacak. Ama bir şey şimdiden belli: Daha güçlü, daha keskin, daha aydınlık ve daha umutlu bir sen.

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment