Ağustos-Eylül '26DüşünceTuba Çiçek

Tarih, bazen aynı kökten gelen ancak birbirine taban tabana zıt olan fikirlerin çarpışmasına sahne olur. Bugün Selahaddin Eyyûbî’yi bir “ulusal kahraman” olarak sahiplenmeye çalışan seküler/ateist Kürt hareketleri ile Selahaddin’in gerçek kimliği arasında aşılamaz bir uçurum vardır.

Bu çatışma, sadece bir zaman farkı değil, bir ruh ve amaç farkıdır.

  1. ​“Ümmet” Bilinci vs. “Ulus” Kabileciliği

​            Selahaddin Eyyûbî için en üst kimlik İslam’dı.

O, “Kürtler için bir devlet” kurmanın peşinde değil, “İslam’ın izzetini korumanın” peşindeydi.

Modern apocu yaklaşım ise dini bir “afyon” veya “engel” olarak görerek etnik kimliği tanrılaştırır.

Selahaddin, Türk, Kürt ve Arap askerlerini “İla-yı Kelimetullah” (Allah’ın adını yüceltme) davasında birleştirirken; bugünkü seküler yapılar, etnik ayrımcılığı körükleyerek bu kadim birliği parçalamayı hedefler.

​            2. İslam  Adaleti vs. Materyalist İdeoloji

​            Selahaddin, hayatını Kur’an ve Sünnet merkezli bir hukuk üzerine inşa etmiş, dindar bir liderdi. En büyük ideali Kudüs’ü özgürleştirmek ve adil İslam’ı ihya etmekti.

Öte yandan, materyalist ve Marksist kökenli modern hareketler, dini tamamen dışlayan veya siyasi çıkarları için araçsallaştıran bir yapıya sahiptir.

Selahaddin’in secdeye kapandığı bir dünyada, bu yapılar kutsalı reddeden bir ideolojiyi savunur.

​            3. Haçlılarla Mücadele vs. Batı’ya Eklemlenme

​            Selahaddin, ömrünü Batılı işgalcilere (Haçlılara) karşı İslam coğrafyasını savunmakla geçirmiştir. O, bölgeyi dış müdahalelerden temizlemek isteyen bir “muhafız”dır.

Bugünün seküler yapıları ise sık sık Batılı güçlerin bölgedeki stratejik ortakları haline gelerek, Selahaddin’in savaştığı “emperyalist” mantığın modern uzantılarıyla iş birliği yapmaktadır.

​            Sonuç: Sahih Kimliğe Dönüş

​            Eğer Selahaddin Eyyûbî bugün yaşasaydı, kendi adını kullanan ancak inancına savaş açan bu yapılara karşı en sert duruşu yine kendisi sergilerdi. Çünkü Selahaddin’i “Büyük Selahaddin” yapan şey Kürt olması değil, Kürtlüğünü İslam’ın hizmetine sunan sarsılmaz imanıydı.

​            Özet Cümle: Selahaddin Eyyûbî bir inanç abidesidir; onu inançsız bir etnik kimliğe hapsetmeye çalışmak, ruhu bedenden ayırıp cesedi kutsamaya benzer.

Selahaddin Eyyûbî; kökeni Kürt, kültürü çok katmanlı, davası ise tamamen İslam olan bir şahsiyetti.

Onun karakteri bize şunu söyler: Gerçek büyüklük, düşmanını alt etmekte değil; zafer kazandığında bile adaletli ve merhametli kalabilmektedir.

Bugün onu inançsız ideolojilere alet etmeye çalışanlar, aslında onun en büyük silahı olan bu “İslami karakteri” görmezden gelmektedirler. Selahaddin, köklerini topraktan (etnisite) değil, gökyüzünden (iman) alan bir çınardır.

Selahaddin, kökeni itibarıyla bir Kürt olsa da, hayatını adadığı değerler bugünkü bazı siyasi akımların tam zıttı bir noktadadır.

Önemli bir detay: Selahaddin Kudüs’ü fethettiğinde 49- 50 yaslarinda askerî, siyasî ve ahlâkîn zirvesindedir. Yani bu fetih gençlik hamlesi değil; uzun yılların tecrübesiyle gelen bilinçli bir zaferdi.

 

 

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment