Dr. Musa HûbDüşünceMayıs '26

Sütü Bozuk veya Bozuk Süt!

Dr. Musa Hûb

Öylesi’ne İthâfen

Dilin kemiği yok ki… O anda ne geliyorsa diline söylüyor adam. Zevâhiri şimdilik kurtarsın da, bir dahaki sefere tekrar düşünür, hatta düşünmeden yenisini uydurur. Demokrasilerde çare tükenmez ki! Bugün böyle, yarın öyle, öbür gün şöyle, her gün başka türlü. Şimdiyi atlatsın da, yarının bakar çâresine. “Peki, tamam, ne demek, tabii ki, hiç şüpheniz olmasın, hay hay, başım gözüm üstüne…” Hürmetine diyecek yok. Fakat ardından “Hayy’dan gelen Hû’ya gider” hesabı, o hürmetten hiçbir eser gözükmez ortalıkta. Ne gelen vardır, ne giden; ne yapılan vardır, ne edilen. Peki neydi o halde onca sevgi/saygı dolu gürlemeler, çakan şimşekler? Gökgürültüsü ve şimşek ortada, ya rahmet nerede? Keşke yağdığı bir yer olsa! O kadar sancının neticesi doğumhâne değil, abdesthâne imiş; çekilen doğum sancısı değil, karın sancısıymış, ishaldenmiş! Kopan gürültü de ondanmış! Nerde onca cafcaflı sözlerin karşılığı olacak fiiller? Hepsi kuru gürültü, hava-civa imiş meğer… Sözlerde öz yok ki, fiil olsun. Bu bir değil, iki değil, üç değil, dört değil, beş değil. “Benden adam olmaz!” sığınağı, bir dürüstlük olsa da, ahde vefasızlığı telafi etmez. Telafi lafla değil, fiille olur.

“Hayvan yularından, insan sözünden tutulur. Bozulan süt ise maya tutmaz.” demiş atalarımız. Demek ki söz verip de yapmayan veya sözünde durmayan kimse, ipine sadık bir hayvan kadar dahi olamamıştır. O olsa olsa kimseyi iplemeyen bir ipsizin-sapsızın tekidir, tıpkı ip tanımayan ve tanımak istemeyen yabani hayvan gibi. Evlerde yaşar, fakat evlere alışkın olmayan, ehlîleşmemiş vahşi hayvanlardan da beter ‘free’ takılır. Rasul-i Ekrem, sözünde durmamanın bir nifak belirtisi olduğunu söylemiştir, yalan söylemenin bir münafıklık olduğunu haber vermiştir. Münafık ise hayvandan aşağıda kabul edilir, çünkü hayvan dürüsttür, içindekine göre h areket eder. Münafık ise içindekin tersini söyler veya işler; aldatır. ‘Geleceğim’ der, gelmez; ‘yapacağım’ der, yapmaz; ‘vereceğim’ der, vermez. Maalesef: Özü bozuk olanın sözünden tutulamıyor, zira bozulan süt maya tutmuyor. Sütü bozuk olan da sözünde durmuyor. (Adama sorarlar: Onun süt olduğunu nereden biliyorsun? Belki sen maya çalamıyorsun, ne malum? Sorulan da cevap verir: Doğru ne malum, belki adam bozuk süt değildir, sütü bozuktur!’ Bunun üzerine vicdan hâkimi sükût emri verir). Cenab-ı Mevla, nifakını diliyle izhar edenlerin sözüne (ipine) güvenip de kuyuya inmeye kalkışmaktan muhafaza buyursun. Alimallah yarı yolda ipi salıverirler de dibe çakılır kalırsın. Sen çık artık çıkabilirsen kuyudan yukarı. İnsanı rezil ediyor, insan içine çıkamaz hale getiriyor.

Ne ayet, ne hadis, ne şu zat, ne bu zat, hiç kimseyi iplemeyen ipsizin ipine ve hiçbir uyarıcı sözün acısı yüreğine saplanmayan bir sapsızın sapına ve samanına (hatta buğdayına) tenezzül edercesine arayıp soranda kabahat (!), sorup da faydalı olmaya uğraşanda! Müsamahanın da bir sayısı, afv ü merhametin de bir sınırı olmalı değil mi? (Olmalı, ama kaderi bilmiyoruz ki, sayalım. Çıkmadık candan ümit kesilmez, ölünceye kadar tebliğe ve takibe devam deyip devam ediyoruz!). Halbuki öylesinin ipi çürüktür, yük taşımaz; sapı çarıktır, sığırlar bile yemez. Buğdayını ise hak getire! Tabii yersen! Ama sen yiyorsun. Böyle sözünü defalarca yiyen birinin sözünü bundan sonra bir kere daha yiyen mü’minin basireti bağlanmış demektir, âcilen iman nurunu parlatmalı. Dostum, özü ölmüş çekirdek filiz vermez, ümit edip de gözyaşı ve alınterinle sulayıp durma! Havasından başka bir şeyi olmayandan civa çıkmaz ki! İstediğin kadar sık, sıkıştır, zorla, acaba bir fazilet mâyesi/madeni var mı diye, ama nafile!.. Hazreti Kuddûs, mukaddes emanetini sözünden tutulamayan ipsizlere tevdi etmekten münezzehtir, müberrâdır ve mukaddestir… Hak etmeyene hak sözleri haklarıymış gibi söyleyerek zâyi etmekten sen de uzak dur. Başlarda/kalplerde taşınması gereken hak sözü ayağa düşürme, müstehak olmayan ehliyetsize harcayıp israf etme. Anlaşılmak için dinlenmediğin yerde konuşup da kelamı incitme, hakikati gücendirme.

Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl, ni’me’l-mevlâ ve ni’me’n-nasîr.

Musa Hûb

13 Haziran 2007 Çarşamba

Saat: 02:56. Çevre Çıkmazı

Büyük Çamlıca / İstanbul

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment