Kaçmaya çalıştığım o buğulu hakîkat
Gölgem ile aramda ince keskin bir sırat
Prangamı sökmeye çalışıyorum fakat
Uçurumdan aşağı bir el itiyor beni
Aynı el başlangıca çeviriyor dümeni
Bu keşmekeş, ademde esrarengiz bir hâldi
Birisi; cinnet dedi, diğeri cennet bildi
Benimse güzergâhım ıssız âkîm bir yoldu
Rastlasaydım aşığa görünürdü ahseni
Belki nasiplenirdi gölgemin de deseni
Kâinat onda saklı, bana mahrem âfitâb
Şavkı vursa da câna içimdeki ben bîtâb
Yıldızları göğsümde söndürüyorken türâb
Arıyorum parçası kaybolmuş bir bedeni
Ki seyreden gölgemin beni bekler mahzeni
Sefaletin cemresi düştü derin yazgıya
Zehir gibi damladı çiçeklenen sargıya
Menziline aldığı o manevi duyguya
Ulaşırsa; yakılsın dev gölgemin gülşeni
Naçar ruhumu sarsın sükûtun son sireni
Ya Rab affet aczimi, kuluna kul sultandır
Gölgem dâhi diz çöktü bu nasıl imtihandır
O varsa cîhân vardır yoksa cîhân zindandır
Sersefil uyusam da koynumdadır gül teni
Armağandır, bağrımı yırtıp atan dikeni
Yıkılsa da mihrabım serilse perde perde
Yine O’nu anarım secde ettiğim yerde
O’ndan gayrısı yalan, gayrısı hep beyhude
İsyan edip kendimle yakmadıysam evreni
Gölgeme hürmet değil, ancak O’dur nedeni
Hatice Derin Silahlı