Ağustos '25DüşünceTugay Mola

Bey-tâ-hâ ki, mağrurlanır insan! Be hey, es geç sen, her şeyden! Mahviyet sarayındaki zenginlik kadar ikinci bir bereket evi bulabilmişler mi ki?!

Toprak gibi savrulmak, su gibi akmak, rüzgâr gibi uçmak, ateş gibi yakılmak mı?

Sen seç!

Ne Sünnîyim ne de Şia! Kehânetlere konu ve harplere sebep olmuş ayrılık fırkalarının hepsine isyan bayrağını çekenin tâ kendisiyim! Eşhas’tan uzağım! Mücadelem alçak fikirleredir!

“Ne mutlu hürriyet sahiplerine!” dedim. Anlamıyor musun? Salla gitsin ıvırtısını ve zıvırtısını!

İnsan gibi… Ne çok! Ne az! Farkındayım ki, Şeytan kurnaz! An be an fısıldansın hakikat, ruhuma! Dedim, kıyılırken cümlelerime! Dokunmadan virgülüne ve noktasına…

“Allah’ım bizleri kendimizden kurtulmaya muvaffak eyle!” derim Roma’nın şimdiki reisi Papa hazretleri gibi!

İster dinle! İster bağnazlık et!

Tercih senin!

Ey,

Gördün de ne gördün? Sanki hayatın gazabını gördün!?

Aşk’a tapan serserilerden olduğumu sansan da yanıyorum!

A be sen kör müydün?

Teşneyim hakikate!

Ocak ocak!

Söylesene sen, ne gördün?!

Ahh oooffff…

“İnsan aldanır!” der yerin ve göğün Kitabı!

Beşer gözü kör!

Gâfildir yaratılan!

Hakikat nedir? Nerededir?

Şimdi iyi sözler söylese de uluslararası hallerde sabırsız davranıyor olabilir. Niyetinden dolayı olmasa da sabırsızlığından dolayı bazı yerlerde yere indiriliyor!

Mert! Sözü söz, özü öz! Düşmüşün havası, ilimlerin evliyası, gariplerin berd-i berdâ hakikat duası! Âlem ne derse desin! O, ilmin deryası!

Her câhilden öğretiyi sakınmak doğru değildir! “Her yerde, her doğru söylenmez” deniyorsa… Her doğru, her an doğru olmayabilir! Bugünün doğrusu dünün yanlışı olabilir! Bugünün yanılgısı yarının hakikati olabileceği gibi…

Vaktin ruhu ile uyuşmayan fikirler rahatsızlıklar meydana getirebilir… Belki de felaketler…

Ne yağdan hoşlanırım ne de bala bal katanlardan! Zaman dehlizinde yok olmuş hicranlı bir sesim ben! Çığlığım ağlarcasınadır! Sessizlikte seslendim kendime, yıllar yılı!

Muhâtabı kendinden menkul… Sadece bendim!

Ne bir hocanın kapısında bekledim, ne de derviş zannedilenin huzurunda eğildim… Dilenciliğim O Tanrı’yadır ki, “manzûr” dedikleri hedefim..!

“Biz, Allah’ın çocuklarıyız!” derler…

Git başımdan man kafa! Sen ciğerimden cebren söküleni anlayamazsın! Çağları atlamışlara kitaben açılırım… Hüseynîler diz çökerler… Okurken…

Def ol git! “Desinlercilik”ten uzağım… Beni kendinle karıştırma!

Yeryüzü dileğim iman! İmanı nispetinde mutlu olmuş insan! İnkâr mı edecekler, el’an?

Bu dönemlerde fikirlerim darmadağın. Hâlin kurbanı mıyım? Daldan dala atlayarak “yazdığımı(!)” zannederim. Bazen… Cümlelerimi keserim… Bazen kelimeleri yerlerinden ederim…

Huzuru sahiden borçlu olduğum dost, doğru sözlerimden alırım! Alırım da yine ben feryat ederim… Ağlamaz hâle gelse gözlerim, Aliyyen Kerbelâ inlerim! Zira şükredemez kemterin tekiyim!

Mezâr-ı Şerif cehennemim bombalanır! Afgan yüreğim münacât-ı merâ yağmalanır! Derde deva kılınır! Yakînimdir ayne’l-yakîn mersiyeler! Bitecek gibi değiller eziyetler..!

İnsan gaddarca acılar çeker de kaskatı katılaşır… Fâniye acıyamaz olur! Eyvallah etmez canlıya ve Tanrı’sına…

Bilginler söylesinler! Zâlim kimdir?

Meccarca acılar görenin isyanı mı, yoksa tarihe put olmuş hezeyanı mı, evlâdır?

Zorla imama uyanlardan değilim! Hele hele rahiplere feda olanlardan hiç değilim!

Körlükten Allah’a sığınırım!

Efdâlini sen seç! Yoruldum çaresizlikten! Yorgunum! Kış uykusuna ihtiyacım var.

Hedefim vardı, fakat dedim ya yorgunum…

Nihayetim ne hâl olacak? Korkular içinde doluyum… Ne namaz kılandan etkilendim ne de Allah’a küfredene bağlandım! Anılarım varmış-yokmuş… Bana ne! Ben Allah’ı aradım…

Benim Allah’ım!

Elin değmediği, aklın bilemediği, ruhun yetişemediği bir Allah’ım… celle celeluhû…

Allah’ı bana tarif etmeye çalışanların cehaletinden yine Allah’a sığınırım!

Ey Rab!

Ne Tebâreke’ler, ne Yasin’ler ne de Fetihler ile… Derlercesine bin defa! Bulamadım Seni! Dermansızım Ey harplere “Sulh” bilinen! Bul beni! Neredesin?

Bilmek isterim Seni! Yoksul ve yoksun… Zavallıyım ben! Zenginliğim Sen!

Müflisim! Sen el-Ganiyyyyy!

Tugay Mola

15/08/2013

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment