Dünya yaman, âhir zaman
Arzda deprem, semada kan
Herşey alt-üst, herşey talan;
Bu diyardan kaçmam gerek
Bu dik yardan uçmam gerek
Beden kafes, hayat tuzak
Hedef yüce, yollar zik-zak
Vakit kısa, menzil uzak;
Dünya-ukba geçmem gerek
Daim O’nu seçmem gerek
Âtî gelmiş, mâzî olmuş
Ömür bitmiş, mîâd dolmuş
Gönül sönmüş, iman solmuş;
Günü güne katmam gerek
Canı Cân’a satmam gerek
Geçen gün kış, dün bir yazdım
Çamur-içre öleyazdım
Küfür nedir, bileyazdım;
Artık bana arlık gerek
Ötesinde yarlık gerek
Aşkın insan, altın oluk
Mal ü menal, fani bolluk
Ne bir hasır, ne bir çulluk;
Ölmeyecek yolluk gerek
Esas bana kulluk gerek
Bütün eşya, birer ayna
Aynam paslı, nur bir yana
Kalbim ağlar, yana yana;
Mücrim ruha ğufrân gerek
Gayri bana pinhân gerek
Heybem sırtta ola geldim
Günah-isyan dola geldim
Gençlik bitti yola geldim;
Bu yolları aşmam gerek
Maveraya taşmam gerek
Hızır geçer, çöl yeşerir
Mesih üfler, can belirir
Derken bahar, geliverir;
Bu günleri dermem gerek
Sultan’ıma ermem gerek
İstemem ne at, ne burak
Ne bir kanat, ne de uçak
Başım açık, yalın ayak;
Düşe kalka gitmem gerek
Tek başıma yetmem gerek
Takılmadan hiçbir düşe
Ne makama, ne kardeşe
Devlet başa, kuzgun leşe;
Gece-gündüz coşmam gerek
Sonsuzluğa koşmam gerek
Üveyk olsam, uçacaktım
Tohum olsam, açacaktım
Her dem güller saçacaktım;
Gayri bana tokluk gerek
Ondan öte yokluk gerek
Acz ü fakrda benlik olmaz
Şevk ü şükrde tenlik olmaz
Zinhar! Her yol senlik olmaz;
Bu hizmette birlik gerek
Bünyan-marsus dirlik gerek
Güneş sinmiş bu zehreye
Güneş inmiş şu katreye
Güneş olmuş bak zerreye;
Gariplere içlik gerek
Reşha reşha hiçlik gerek
Gönül sonsuz bir can ister
Cana eren, Canan ister
Canan candan, kurban ister;
Artık benim gitmem gerek
Varıp O’nda bitmem gerek…
Musa Hûb
28/29 Mayıs 1997
Altunizade / İstanbul