Ağustos '24Canan SayDüşünce

   “En güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi, kaybı bilen ve derinliklerinden çıkmayı başarmış olanlardır. Bu insanlar, bir şefkat, bir nezaket ve derin bir sevgi anlayışı geliştirmiştir. Güzel insanlar rastgele ortaya çıkmaz.”

     Elisabeth Kübler-Ross

          Hayat, zaman zaman bizi zorlayarak kırılma noktasına getirir. İlişkilerde yaşadığımız hayal kırıklıkları, kariyer basamaklarında ilerlerken karşılaştığımız engeller, kişisel hedeflerimizdeki aksaklıklar gibi çeşitli deneyimler, hepimizi derinden etkileyebilir.

Böylesi olumsuz anlarımızda, Japon sanat ve felsefesi olan Kintsugi’den ilham alarak, bu kırılmalara farklı bir gözle bakmayı öğrenebiliriz.

Kintsugi, kırık seramikleri altın veya gümüşle onararak, onları eskisinden daha değerli hale getirir. Bu felsefeye göre; yaşamımızın kırık ve kusurlu yanlarını kabul edip, onları güzelliklerle bütünleştirerek, çok güçlü ve anlamlı bir şekilde onarabiliriz. Yeter ki bunu biz isteyelim…

Kintsugi öğretisi, kişisel gelişim yolculuğumuza ışık tutar ve zorlukları, büyüme ve gelişim fırsatlarına dönüştürmemize yardımcı olur.

Bu sanatın felsefesi, kırık ve kusurlu olanı, güzellikle bütünleştirerek çok daha değerli hale getirmektir.

Kintsugi, sadece bir onarım yöntemi değil, aynı zamanda hayata dair derin bir anlayışı da yansıtan realitedir. Kintsugi felsefesini kişisel gelişimle birleştirdiğimizde, yaşamın kaçınılmaz kırılmaları ve zorluklarıyla başa çıkma konusunda ilham verici dersler çıkarabiliriz.

Her birimizin hayatı, bizi bazı zamanlarda kırılma noktasına getiren deneyimlerle doludur; örneğin bir ilişki sona erer, işimizi ve sevdiklerimizi kaybedebilir ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz.

Kintsugi felsefesi bize, bütün kırılmaların aslında yaşamın doğal bir parçası olduğunu, onları saklamak veya yok saymak yerine, kabul etmemiz gerektiğini öğretir.

Kişisel gelişim yolculuğumuzda, yaşadığımız zorlukları ve kırılmaları kabullenmek, iyileşmenin ve büyümenin kurucu olan ilk adımıdır. “­Her olumsuzlukta aslında bir sızma ve dolayısıyla da çok olumlu bir çatlak vardır, ışığın içeri girdiği yer de işte tam da burasıdır. “

Leonard Cohen bu anlatımı ile, kusurların ve kırıkların aslında içimizdeki ışığın ve güzelliğin ortaya çıkmasına izin veren alanlar olduğunu vurgular.

Kintsugi’ye göre kırık seramik parçaları altın veya gümüşle onarılır. Bu onarım biçimi, onarılan objenin eskisinden daha değerli hale gelmesini de beraberinde sağlar.

Benzer şekilde, kişisel gelişimdeki kırıklarımızı onarmak için de bir çaba sarf etmeliyiz. Bu çaba; terapi, meditasyon, öz bakım ile, bizi destekleyen dostlarımız ve ailemizle beraberce vakit geçirmek gibi yöntemlerle gerçekleşebilir.

Önemli olan, bu süreçte kendimizi değersiz hissetmememiz ve yaşadığımız bütün zorluklardan daha da güçlenerek çıkmamızdır.

 Steve Maraboli’ye göreYaralarımız bize şunları fısıldar: Kendimizden vazgeçmemeliyiz. Böylesi bir durum, en karanlık anlarınızda bile kendimize güvenmemizi sağlar.”

Maraboli de yaşadığımız her yaranın ve acıların, aslında kendimize olan inancımızı pekiştirdiğini vurgular.

Kintsugi onarılan yaraları- yerleri saklamak yerine, onları ön plana çıkarır ve onları güzelleştirir. Kişisel gelişimde de kusurlarımızı ve geçmiş hatalarımızı bir utanç kaynağı olarak görmek yerine, onları bize benzersiz kılan ve değer katan öğeler olarak kabul etmemiz, pek çok sorunu sorun olma sarmalından çıkaracak ve bizim kendi kusurlarımızı kutlamamızı ve kendimize olan sevgi ve saygımızı artıran, özgüvenimizi besleyen bir duruma çevirmemize katkı sağlar.

Kintsugi, kırılan parçaların yeniden bir araya getirilmesi ve daha dayanıklı bir form kazandırılması sürecidir. Bu, kişisel gelişimde de bir dayanıklılık ve esneklik kazanmanın önemini vurgular. Hayatın getirdiği zorluklarla başa çıkmak ve yeniden ayağa kalkmak, güçlü bir karakterin ve esnek bir zihnin göstergesidir.

Kintsugi, her düştüğümüzde yeniden kalkabileceğimizi ve her seferinde daha güçlü olabileceğimizi hatırlatır ki Brene Brown bunu; “Kırılganlık cesaretin en saf halidir” anlatımıyla ifade eder.

 Brown, kırılganlık ve zayıflıklarımızı kabul etmenin aslında büyük bir cesaret gerektirdiğini ve bu cesaretin de bizi alabildiğince güçlendirdiğini belirtir.

Kintsugi felsefesi, geçmişin izlerini silmeye çalışmak yerine, onları takdir etmeyi bize ders verir. Kişisel gelişim sürecinde de geçmiş deneyimlerimizi, bizi biz yapan ve olgunlaştıran önemli dersler olarak görmeliyiz.

İşte bu bakış açısı, geçmişimize ve kendimize karşı daha şefkatli olmamıza da katkı sağlar. Ernest Hemingway; “Dünya herkesi kırar ve sonra bazıları bu kırık olan yerlerinden daha güçlü olarak çıkar” derken, yaşanan zorlukların ve kırılmaların bizi daha güçlü ve dirençli hale getirebileceğini anlatır.

Sonuç olarak Kintsugi felsefesinin kişisel gelişimle birleşimi, kırılganlıklarımızı ve zorluklarımızı kabul ederek, onlardan güzellik çıkarmanın yollarını bizlere öğretmekte ve yaşamın kusurlarından ve kırılmalarından bile, kendimiz için değerler ve anlamlar bulmamıza katkı sağlar.

Bu felsefeyi benimsemek, kendimizi sevmemize, onarmamıza ve daha güçlü bir benlik inşa etmemize yardımcı olacaktır. Kintsugi’nin altın dokunuşlarıyla, hayatımızın kırık parçalarını bir araya getirip, onları daha değerli ve anlamlı hale getirmemiz elbette ki mümkündür.

Yeter ki bunu isteyelim ve hayata o gözle bakabilelim…

Bir başka yazıda buluşmak dileğiyle sevgi ile kalın …

Canan Say

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment