HZ. YUNUS ‘UN HUTU (BALIĞI) VE HZ. İBRAHİM’in ATEŞİ

Şeyh Galip’in bir sözü var bizim halimizi anlatan “Ateş Denizinde Mumdan Gemiler” diye. Bizim bu dünya ve olaylar denizinde halimiz tam da bu. “Ateş denizinde mumdan gemiler” gibiyiz. Sahil-i selamete çıkmak çok çok zor Hele ahir zamanda günah denizleri, kibir denizleri, riya denizleri, afaki ve nefsani bütün kuşatılmışlıkla bizim benliğimizi mum gibi eritiyor ateş denizinde…

Fitnemizden İnsanlığımız İle Çıkabiliriz

Ey nefsim! “Günahlarınla Allah’a değil, ancak kendine zarar verirsin.” (Bediüzzaman Said Nursî, Habbe Risalesi, 27. İ’lem, s.229). Hz. Eyyûb aleyhisselâm’ın yüreğiyle “Rabbim zarar bana dokundu. Merhametlilerin en merhametlisi sensin.” (Enbiyâ 21:83) diye yakarışa geçtin de Rabbin merhamet göstermedi mi? İnsanlardan şikayet ediyorsun, ama sen de biliyorsun ki, sana, senin verdiğin zararı, hiç kimse veremez ve…

Bel’am bin Baûra Kimdir?

Dinini dünyaya değişenlerin bir vasfıdır Bel’amlık. Kur’anda bu vasfıyla anlatılan ama ismi zikredilmeyen bir şahıstır o. Zira bu hikayede geçen sırat-ı müstakimi kaybetmenin, yoldan çıkmanın ve dalâlete sapmanın arkasında en önemli saik dünya vâridâtları olduğudur. Nefsin hırsları, arzuları, makam, itibar ve kadın gibi sebepler insanı hangi makamda olursa olsun ayağını kaydırabilir. İşte onlardan biri de…

“ Bin derde gönülden bir duâ” yeter.

Göz kirlenince bir damla yaş! Ağız kuruyunca bir damla su! Kalp sızlayınca bir damla rahmet! Kul sıkışınca bir damla ‘duâ’ çare olur! Duâ, sözlükte çağırış anlamındadır. Istılahta ise Mevlâ’nın rızâsını kazanmak için uluhiyet kapısını çalıp ubudiyeti O’na arz etmektir. Cenâb-ı Hak, İslâmî esas ve temelleri oluşturan namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibâdetleri emrettiği gibi,…

“Sonsuzluk Sırrı” Üzerine

“Her vaktin kendi kokusu vardır. İkindi vaktinin geçip gitmesine üzülmeye ne gerek var? İkindi vaktinin kokusunun ardından, akşam vaktinin güzel kokusu gelecektir. Zamana ait bu kokular anlatıya değil, derin düşünmeye dairdir. Birbiri ardına gelecek şekilde bölünmemişlerdir. Aksine, kendi içlerinde sükut ederler.” Byung-Chul Han Kitapları çok seviyorum, okuma yazmayı öğrenir öğrenmez başladı okuma serüvenim; önce tabelaları,…

Abese Suresinden Alınacak Ders

Her ayetin sebeb-i nüzûlü olduğu üzere, Abese sûresinde geçen ayetler de İbn Ümmü Mektum olayı üzerine inmiştir. Malum hadisede Efendimiz (asm) Mekke ileri gelenleri ile görüşüyor, onları irşad etmeye çalışıyordu. O sırada yanına gelen Ümmü Mektum, her zamanki gibi bana Kur’an oku dedi. Ama o esnada Resûlullah(asm), her zaman birarada bulamayacağını düşündüğü şehrin kodamanlarıyla ilgileniyordu…

Psikolojik Açıdan Hadislerle Öfke Kontrolü

Duygular, insanın olaylar karşısındaki tepkilerini gösteren içsel yansımalardır. Başa çıkmada en çok zorlandığımız duygulardan bir tanesi ise öfke duygusudur. Öfke duygusu kontrolden çıktığında aklı örter, iradeyi devre dışı bırakır. Aklı örtülen, iradesi devre dışı bırakılan bir varlık, insanî özelliklerini kaybeder ve kendisinden korkulan bir varlığa dönüşür. Bu durum kişinin hem kendisine hem de çevresine ciddi…

Çocukların Din Eğitimi

İslam tasavvurunda insan kutsaldır, eşref-i mahlûkattır. Bu üstünlüğünü koruyabilmesi için doğum öncesinden başlayan eğitim süreciyle hazırlık gerekmektedir. Dini inançlarını tanıması, gereği gibi algılaması ve yaşantısını bu temeller üzerine bina etmesi, insan-hayat-varlık-âlem tasavvurunun dengeli bir şekilde oluşması gerekir. İnsan, hayatı boyunca kendini keşif yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta onu yönlendirecek bilgi ve belgeleri tanıması gerekir. Tarih boyunca…

Hıdırellez ve Bahar Bayramı

Hıdırellez günü: “Aslı, Hızır ve İlyas (a.s) buluşmasıdır. Rumi 23 Nisan, Miladi 6 Mayıs’a rastlar. Şark efsanelerine göre ölümsüz sayılan peygamber Hızır’ın, kendi gibi ölümsüz olan peygamber İlyas ile buluştuğu gündür. Halk arasında bahar bayramı olarak kabul edilir.” Hıdırellezin Anlamı: Hıdırellez, “Hızır-İlyas” isimlerinin zamanla halk arasında kaynaştırılmasından meydana gelmiştir. Bilindiği gibi Hazret-i Hızır (as), Hazret-i…

Yabancı Gözüyle Türkler

İnsan zor tanır kendini. Kendi hakkında hüküm verirken ne kadar subjektifse, bir millete mensup bir kişi de milletini değerlendirirken o derece subjektiftir aslında. Diğer taraftan, şayet önyargılı değilse yedi kat yabancı, bir millet hakkında daha objektif değerlendirmelerde bulunur. İsmail Hami Danişmend’in “Garb Menbalarına Göre Türk Seciye ve Ahlâkı” adlı kitabı hiç okudunuz mu bilmiyorum. O…