Kadının varlığı, insanoğlu için hep dikkat çekmiştir. Hani merak uyandıran konular için derler ya, ‘incelenmeye değer’ diye. İşte kadın konusu tam olarak böyle bir konu. Bazen tarihin akışını değiştirmiş, bazen türkülere konu olmuş Suzan Suzi olmuş, Mihriban olmuş, bazen büyük bir kararlılıkla yerinden doğrulmuş Nene Hatun, Şerife Bacı olmuş, bazen de en azılı zalimlerden olmuş çıkmış.(Elizabeth Duncan)
Kadın, Bediüzzaman’ın dilinde şefkat kahramanı olarak anılmış. Şefkatine ve diğer ahvaline dikkat çektiği yerlerde, kullandığı kelimeleri bile özenle seçmiş, kelimeleriyle dahi kadınları incitmekten çekinmiş. Kadın için kullandığı sıfatlardan biri de ‘cins-i latif’tir. Risale-i Nur’da iki yerde geçiyor. Birincisi 28. Söz Cennet bahsinde bir huri özelliği olarak aktarılıyor.
“Hâlbuki güzel, hayattar, revnaktar, bütün kışırsız lüb ve kabuksuz iç olan Cennette, göz gibi bütün insanın duyguları, latîfeleri, cins-i latîf olan hurilerden ve huriler gibi ve daha güzel, dünyadan gelme, Cennetteki nisâ-i dünyeviyeden ayrı ayrı hisse-i zevklerini, çeşit çeşit lezzetlerini almak isterler.”
Diğeri de yine Sözlerde, 32. Sözde geçiyor.
“Nasıl ki, gayet mahir bir tasvirci ve heykeltraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese, evvelâ o iki şeyin umumî şekillerini bazı hatlarla tayin eder.”
Kadınların kendilerine mahsus o fıtrat yapısına baktığımız zaman ve Bediüzzaman’ın bu vasfı yazdığı yerleri göz önünde bulundurduğumuzda, kendilerini farkeden, kadınlığını dişilik olarak kullanmayan kadınların bir vasfı gibi duruyor cins-i latif.
Hani bazı fantastik filmlerde kahramanın elinde bir güç kaynağı olur. O güç kaynağı olan objeyi elinde tutan, her şeye hükmeder, gücün mahiyetine göre kullanır. İşte kadınlarda da doğar doğmaz ellerine verilen şefkat gibi bir güç kaynağı var. Ellerindeki bu güç objesini, eğer doğru yerde, doğru şekilde kullanırlarsa ala-yı illiyine çıkıyorlar. Ama yanlış yerde, yanlış şekillerde kullanırlarsa da zalimden zalim oluyorlar.
Çünkü kadın zalim olunca, erkek gibi değil, daha farklı yollardan gösteriyor kendini. Mesela gizlilik, sinsilik, fettanlık kadın özelliği diye anlatılır. Kadın, birini öldüreceğinde bunu zehirleyerek yapmayı tercih eder mesela. Erkeğin her işi ortadadır. Ama kadın öyle değildir. Gizli ve sinsi olduğu için kadının kötülüğünün nerden ve nasıl geleceği belli değildir. Ki sabah ve akşam tesbihatında, ellerimizi aşağı indirerek (min şerrin nisa min belain nisa min fitnetin nisa) diyerek şerrinden sakındığımız tarafı, bu tarafıdır.
Kadın, elindeki potansiyelinin farkına varıp onu Allahın taksimatına göre kullanırsa, huriler kadar hatta hurilerden de öteye çıkabiliyor. Ama bu gücü kötülük adına kullanmayı tercih ederse de insanlığın başına büyük dertler açılmasına sebep olabiliyor.
Allah, elindeki bu büyük gücü hayr-ı mutlak hesabına istimal edenlerden eylesin!

