Vefanın Gözyaşları

Düşlerde dönüşler; dönüşlerde düşüşler.. ne acı! Girdaplara kurbân düşünceler, yaralarda sancı… Hüzün cenderesinden vefânın gözyaşları sızar; Gül gerdanlığı diken diken; ağlasın bülbül-ü zâr.. Zinhâr dağılmasın şafak takından, kristal edâ! Buruk inletir; cefâ döşeğinde vefâya vedâ… Hasret yamaçlarını dupduru ışık seli aklar.. Kimbilir sîneler neler; kimler ne sîneler saklar? Kaybolup gitmiş amansız koylarda; izler pek hissiz..…

Musa Şeriatı: Adalet!

kimsesiz ve ağlarken bir kadın kendini değersiz ve acılı hissettiği bir anda söylenmişti o sözler kadını darma duman eden cümleler adama komik gelmişti nedense kadın aldırmayıp gözyaşlarını silmişti ayıp olmasın diye güldü kadın adam komik bulduysa komikti belki de gerçekten fazlaca da ciddiye almamalıydı belki de haysiyyetsizliğini sonrasında bu da geçer ya hu demişti incinmişti…

İdeal Hayaller ve Hayal İdealler

– Nesilleri Yönlendirmede İdeal-Reel Dengesi Üzerine –   Gençliğimin ‘idealler listesi’ne çivilenen gözlerimden madde madde (damla damla) süzüldü gönlümün âhları, keşke’lere düştü. Keşke’lerim geçmişi/kaderi değiştiremezdi. Hâlin kalemi, maziye bir çizgi çekemezdi; ancak istikbali yazabilirdi. Kalemle değil, amelle yazmalıydım. el-Kalem’in yazgılarını ellerimle yaparak gerçekleştirmeliydim. Gençliğim kan-ter içinde emeklerle, emellerle, ideallerle ve hayallerle geçmişti, bari olgunluk yaşlarımı…