Hatıraların Hatrına İthafen…
(1)
Bir düşün: İnsan mı yaşlanır, zaman mı?
Ne gam! Zaman delikanlı, zaman bahar.
Ömür dediğin altmış yıl mı, bir ân mı?
Gerçek, bedenimde kış, saçlarımda kar.
Gençlik bir varmış bir yokmuş, çerden-çöpten
Masal gibi varı yoka bağlıyorum.
Garip, her gün bende zaman gençleşirken,
Zamanda ben her ân ihtiyarlıyorum.
Mazinin kalbi hatıralarda atar
Kulak ver deli gönlüm, bu masal senin.
Bir ân, koca bir ömrü bir pula satar
İyi ki doğdun diyor beyaz kefenin.
Her yıl yeniden doğan bir körpe çocuk
Uzaklaştıkça büyür doğum tarihim.
Beden, eskidikçe yenilenen gocuk;
Yenilendikçe yenilir beynim, kalbim…
HAYAT HATIRALARIN NABZINDA ATAR
(2)
Güya hatıra ölüdür, hayat canlı
Bir sorun bakalım ne diyor insanlar
Şimdi mi, yoksa mazi mi heyecanlı?
Soluk fotoğraflardan fışkırır kanlar
Mazinin kalbinden damar damar gelen
Hatıraların nabzında atar hayat…
Evvelki gün yakındır bugüne dünden
Mazisi olmayanın adıdır memat…
Adamlarda Âdem, kadınlarda Havva
Yaşamaya devam eder, her doğanla
İbrahim’de Urfa ve Musa’da Tuva…
Ne İsmailler kurtulur her kurbanla.
Bir irşaddır, bin hikmettir her hâtırâ
Konuşunca kesilir zamanın tikleri-takları
Kırk yıl düşünsen, asla gelmez hatıra
O bir hâtıranın hatırlattıkları…
Genç bilgedir mazi, anılar tahtında
Düşündüren, hüzünlendiren, güldüren.
Dinle, anla ve ağla vicdan tahtında
Hayatının romanını hecelerken…
Musa Hûb
22.12.2006 Cuma
Büyük Çamlıca / Üsküdar / İstanbul