Biz gönül hizmetkârıyız, dost cenneti bahtımız
Postluk kavgası gütmeyiz, gönüllerdir tahtımız
Nefsimizedir kahrımız, vefâyadır kahtımız…
Düşmanın duâcısıyız, dostumuza yârânız;
Her kalbe âşık bir kalbimiz var elhamdülillah
Kahkahalarda olmasak da, gözyaşında varız
Gönlü hicâz’a âhlı, günahına vâhlılarız
Bütün gülleri severiz, dikenleri sayarız…
Unutulmuşu unutmayan, arayıp soranız;
Her yola açık bir kapımız var elhamdülillah
Bizler gönülleri göynük, âhiret kardeşleriz;
En kıymetli servetimiz ‘uhuvvetimiz’ deriz
Kötüye kurmay olsak da, dosta rütbesiz er’iz…
Metrûk başları okşayan, yaraları saranız;
Her aça hazır bir kabımız var elhamdülillah
Dünyalık beklentimiz yoktur, âhiretlik çoktur
Bütün çoklar, yüreğimizde zağlı birer oktur
Hak dostun gözü Hak’tan maada her şeye toktur…
Dost gönüllere birer cânız, cânânız, cinânız;
Toprağa basan bir ka’bımız var elhamdülillah
Fâni dünyada Bâkî’nin kaygısındayız, şükür
Derd ü ızdırap alnımızda silinmez bir mühür
Ölüm değil korktuğumuz, nifak, şikak, şirk, küfür…
Günahkâra şefkatli, ama günaha düşmanız;
Her kula nâzır bir kâbemiz var elhamdülillah
Sağın en sağından gelen şeytanladır harbimiz,
Hamdolsun, aşk ü çileyle yoğrulmuştur kalbimiz
Can yurdunda yegâne sultanımız, akrab’imiz
Olsun diye dua eden, yalvarıp yakaranız;
Her ruha sâdık bir ka’bımız• var elhamdülillah
Ne riyâkâr mütevâzi, ne hâlis mütekebbir
Ne kelamımızda riya, ne kalbimizde kibir
Saf mü’min olmak, takip ettiğimiz ince fikir…
Ne hamâset, ne şatahât; dümdüz, hakça olanız
Hiç olmazsa bir kalıbımız var• elhamdülillah
Tercih etmişiz canı tene, irfanı bilgiye
Derûnî aşkı sığ sevgiye, faydacı ilgiye
Tenezzül etmeyiz tecessüse, yanlı yergiye…
Tuttu mu şöyle yürekten, ölümüne tutanız;
Makamdan yana çok kaybımız var elhamdülillah
Bile bile seçmişiz çobanlığı sultanlığa
Kalbî dehâyı, siyasî zekâya, entrikaya
Yeğlemişiz sonsuz olanı, günlüğe, anlığa…
Yatırımı borsaya değil, vicdana yapanız;
Duadan yana çok kârımız var elhamdülillah
Biz ulu köylüyüz; dosta esir, gayra özgürüz
Bir ‘geleceğini biliyordum’ için -gerekirse- ölürüz.
Yârin hatalarına sağırız, dilsiziz, körüz…
Bir güle karşılık buket buket güller sunanız;
Dosta fedâ olmuş kanımız var elhamdülillah
Bir hayal kurduk, peşine düştük; yandık ha yandık
Aldatmadık, aldandık; pekmez diye kana bandık
Aşkımızı cömertçe verdik, safça yağmalandık…
Ne gâm, kâinat ağacında körpe bir cihânız;
Sevdik, güvendik, inandık, kandık elhamdülillah…
Musa Hûb
2011 Ekim 20 Perşembe
Ümraniye – İstanbul