1. Fırsatlar gökyüzündeki irili ufaklı yıldızların sayısıncadır, sonsuzdur. Ama başını kaldırıp bakmazsan onların ışığını gözlerinden beynine ve yüreğine yansıtan tefekkür şuuruyla nurlanmayı bilmezsen dar mekânların kör edici sahte ışıkları yalnızca karanlığını ve şaşkınlığını artırır.
2. Osmanlı Devleti yenilmeye, çökmeye, çekilmeye başlayınca göçe koyulan veya bulunduğu yerde kalan sahipsiz Müslüman Türk’e vurmayan kalmadı. Güçlüyken herkes Osmanlı’ydı; kimin gerçek Osmanlı olduğu, devletin sahiplerinin ve taşıyıcılarının kimler olduğu, sonradan anlaşıldı.
3. Bugün insanın iç meselesini çözmeden zaten belli olan ve kolayca izah edebileceğimiz “iktisadi-siyasî-sosyal” meselelerin çözümünü gerçekleştiremeyiz.
4. Hassasiyet varsa umut her durumda vardır, her mesele bir gün çözülebilir. Ama hassasiyet kaybolmuşsa hangi meseleyi kim çözecektir?
5. Çevre kirliliği denilen şey, insanın iç kirliliğinin dışa yansımasıdır. Ve çevrede “insan”dan daha değerli bir şey yok. Ama “insan” kimsenin umurunda değil! İnsana rağmen çevre kurtarılamaz, insan kurtarılırsa çevre de kurtulur.
6. Yasaklar-sınırlar, hayatın tabiatında vardır. Bu var oluşun da hürriyetle bir alakası yoktur. Önemli olan, yasaklamanın ve sınırlamanın, doğru ölçülere göre yapılmasıdır. Mücerret olarak “yasaklamayı-sınırlamayı” reddetmek, anarşizmi savunmaktır.
7. Bir şeyin içi boşalırsa dışındaki baskı artar. Bir tenekenin havasını çekin, kâğıt gibi yere yapışır. İnsanın içi de şahsiyetidir. Şahsiyetini oluşturan değerlerdir.
8. İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin bir tavrını daima rehber edinmişimdir… Bir meseleye mektupla cevap vermesi istenince “Tam olarak temkin hâlinde değilim, şimdi cevap yazamam.” demiş. Ne derin, ne yüksek, ne geniş bir hassasiyet tavrıdır bu. Onlar için varit olan ihtiyat lüzumu, bizler için çok daha hayati bir zaruret ifade eder… Duygusallık yoğunlaşınca hata ihtimali artar. Ama şunu da unutmayalım; duygusallık olmadan da hiçbir şey olmaz… Mesele, denge’nin korunmasındadır.
9. Tekâmül ifade eden her iradî değişim, tefekkür ve aksiyon bedeli dürüstçe ve severek ödenmek suretiyle gerçekleştirilir.
10. Sporun belki de bir faydası, oyun yoluyla, yenmeye ve yenilmeye tahammül etmeyi öğretici bir tarafı olmasıdır.
11. Lider, yakınlarını disipline edebilmelidir; edemiyorsa lider olmamalıdır. Liderin yakınları, onun hizmet döneminde “büyük zenginler” hâline gelmemelidir. Yollu-yolsuz, mücerret ve genel prensip bu olmalıdır. “Yanlıştır” deniliyorsa tartışalım. Ama doğrudur deniliyorsa bu doğru prensip herkese uygulanmalıdır. Amme vicdanı bunu uyguluyor, hiç kimsenin şüphesi olmasın.
12. Hayat, kaçmalarla değil, aşmalarla geliştirilir.

