Gençlere, rahmetli anneciğimin bir tavsiyesini duyurmak istiyorum sözün tam burasında. Derdi ki: “Beni gücendirsen de ben affederim. Hayır duadan bir lahza uzak durmam. Ama gönül kusurlarının öylesi vardır ki gayretullaha dokunur. İnsan bunun için, yaşlandıkça daha çok korkuyor. Bir şey istemezmiş gibi görünmemin ve söze fazla karışmayışımın sebebi bu. Durgun duruşuma başka sebep aramayasın diye söylüyorum bunları.”
* Nefsimiz, ruhumuza isyan edememeli. Nefsimize o fırsatı vermemeliyiz.
* Bir düşünür şöyle diyor: “Korkunun kemalinde sevgi yoktur. Sevginin kemalinde korku vardır.” Bu, şu demek: Çok sevende gücendirme korkusu olur, maddi kayıp ve ceza korkusu değil. Ariflerdeki Allah korkusu böyledir. Onlara göre Allah’ın hoşnutluğu cennettir, gücenmesi ve hoşnutsuzluğuna hasret bırakması ise cehennem. Cehennem ateşi hasret ateşidir aslında.
* Uyku ölüme benzer. Sabah namazı her gün yeniden dirilmenin şükrünü eda gibidir. Umulur ki büyük uyanışlara liyakatimizin de sebeplerindendir.
* Korkuyu tabii kabul etmek, aklın ve yüreğin gücüyle yani tedbirle ve dua ile onu aşmak. Gerçek cesaret bu.
* “Şükredersen artar” demek, “Tefekkür şuuruna yansırsa artar” demektir.
* Cennetin bedeli ödenir mi? (Af yetişmeseydi kimse giremezdi) denilmiştir. İbadet bir istihkak değil, bir yakarıştır. Size verilen bir lütuftur, fazlı ilahidir; bedeli ödenebilen bir zenginlik değil.
* Ben seni benim dünyamda var edene, hasretken de şükrettim.
* Her güzellikle O’nu, O’ndan her güzelliği buluyordum. Görebilen; deryadaki damlayı da görür, damladaki deryayı da.
* Seni sevenlere sadece mutluluğu, sevinci yücelten duygusallıkları değil, sorumluluğu da paylaşmanın yolunu açık tutmalısın. Çilesi çekilmeyen şey sindirilemez, güzel taşınamaz.
* Mazeretler hataları affettirebilir, sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
* Bizde öyle haller vardır ki hiçbir insana kendisinden başka hiçbir şey gerekmez. Birden içiniz coşar, dua tavrı içine girersiniz. Yüreğinizin coşması en değerli unsurdur ve her kuraldan önemlidir. Dua, ta yüreğinizin derinliklerinden geliyorsa en güçlüdür ve makbuldür. Konuşur gibi dökersiniz içinizi. Diliniz tutulsa düşünerek de dua edersiniz. Hal dili denir… Nedamet duygusuyla içiniz yanmışsa tövbeniz tamamdır.
* Sen beni gördün, kendini görmedin.
* Varlıkla imtihan edilmek, yoklukla imtihan edilmekten daha ağırdır, daha incedir, daha şümullüdür. “Varlık”tan kastım hem maddi hem manevi varlıktır.
* Yerinde olan her şey müsbettir, doğrudur; yerinde olmayan her şey menfidir, yanlıştır. Ve her şeyi yerine koyan bir hayat görüşüne sahip olmak için İslam’ın nuruna ihtiyaç vardır. Oku oku düşün, düşün düşün oku; bu gerçeğe ulaşamamışsan, indiğin kuyudan çıkamazsın, çıktığın ağaçtan inemezsin.
* Dilimiz unutturulduğu için gönüllere ulaşamıyoruz, gönüllere ulaşamadığımız için düşüncelere yön veremiyoruz.
* Kimdir hür insan? (Nasibince) . Derinliklere inebilen, yüceliklere kanatlanabilen, enginlere açılabilen bir tekamül yolcusudur hür insan. Ayaklarında pranga yoktur; yüreğinde kin, nefret, inat gibi lüzumsuz ve ağır yükler yoktur; önünde cehaletin karanlığı yoktur ve iradesinin üstünde nefsinin ipoteği yoktur.
* İnsan doğmak kolay, insan olmak zor…
* Hayatımız hatırladıklarımızdan oluşur. Hiçbir şey hatırlamayan insan hiç yaşamamış demektir. Hayatımız nefsimizden ibaret değil. Biz birileriyle beraber yaşayacağız ve birileri bizim içimizde yaşayacak ki hayatımız dolsun.
* İnsan ömrünün her anından sorumludur. İslam ahlakı, sorumluluk ahlakıdır. Bu sorumluluk şuuruna ermeden tekamül gerçekleştiremezsiniz.
“Yüreği sevgiyle dolmayan gözleri yaşarmaz, yaşarmayan göz görmez; görmeyen düşünemez, düşünemeyen yaşayamaz.”Ahmet Selim.. ve ilave olarak Musa Hûb hocamız şöyle diyor: “Duyumsamadan ve düşünmeden yaşayanlar, yaşayan ölülerdir, yaşıyor gözükenlerdir.”
Derleyen : Meryem Pirim Aksoy

