-Musa Hûb’un “Modern Çağların Hayâ Albümü” Yazısı Üzerine-
Dr. İsmail Küçükturgut
İnsanlığın kökünün cılız bir ot gibi sarsıldığı ve insanın bizzat cılız bir ota dönüştürüldüğü ve hatta çorak bir toprakta bitmiş kökleri cılız bir dikene dönüşme yolunda olduğu bu devirde en hayati birkaç meseleden biri de insan neslinin kurtarılmasıdır. Musa Hub Herkül’deki “Modern Çağların Hayasızlık Albümü” başlıklı yazısı ve “Modern çağların hayasız fotoğrafı” şeklindeki giriş cümlesi insan ahlakının ve insan fıtratının büyük çöküşünü nedenleri ile birlikte çok iyi saptıyor.
Bu yazıda kendisinin İngiltere’de yaşadığı dönemlerde bizzat yaşayarak edindiği gerçekler “Gittim, Gördüm ve ilmine vakıf oldum” şeklinde yıllarca sürmüş bir araştırmanın ve Batı’nın endüstrisinden Darwinizmine, Newton felsefesine kadar birçok anlamda kalbi olan bu küçücük adadan Batı’nın batınına yaptığı seyr-i sülûkunun bir meyvesi olarak ve Modernite denen Batı deneyiminin insan nefsaniyatının zıvanadan çıkması yönünün özeti olarak ortaya çıkmış.
Batı uygarlığının ana teması insan ahlakını ve insan fıtratını tahribattır. Gerek maddi manada ve gerekse de manevi manada bir katliamdır. Bunu insancıllık, insan merkezîyetçilik, insan hakları gibi yaklaşımlarla yapan Batı uygarlığı nefse hoş gelen şeyleri yüceltmekte mutluluk ararken cinsiyeti ve şehveti öylesine taçlandırmıştır ki artık durum bıçak yalayan etobur hayvancık hikâyesine dönmüştür. Bıçağı yaladıkça kan akmakta ve hayvancık da kendi kanını yalayıp durmakta, bir yandan acılar duymakta ama yaladıkça da daha fazla kan aktığından bıçağı yalamayı da bırakamamaktadır. Be hey gafil insanlık, bu düştüğün vaziyet budur, öylesine şehvetine düşmekle yaptığın budur, ey ahmak Âdemoğlu hâlâ akıllanmayacak mısın?
Hayasızlık ve modern görünme adına soyunma, modernlik adına çıplaklık, modernlik kargaşasından kalp katılığının son noktaya varıp anne baba ile dahi irtibatı koparttırması, hatta bunu da aşıp daha iyi hayat yaşama görüşü altında çocuklara bakmayı dahi unutmak Batı uygarlığının altını uçuruma çevirmiştir. Bugün hangi gün bir gürültü ile çökeceği beklenmektedir ama Batı insanlığı bunu idrak edemeyecek derecede sarhoş durumdadır.
Kendilerine gelemeyecek kadar sarhoş olmayı Bediüzzaman da dile getiriyor. Bir bahsinde İman’ın saadet getireceğini imansızlığın ise insana Dünya’da da acı vereceğini açıklarken, bugün ehli küfrün sürekli acı içinde olmayışını böyle bir sarhoşluğa ve kargaşaya bağlıyor. Günümüzde eğlence, televizyonlar, plajlar, hoteller, konserler, sergiler, politika vesaire derken insana aldanacak şey çok olduğundan insan bir şeyi görecek vakit bulamıyor ve bu curcunada kendi sonunun geldiğini dahi göremeden eğlence içindeyken göçüp gidiyor genelde.
Bugün özenti ile Doğu dünyası da bunun içindedir. Hatta Batı’dan fazla bir batma durumundadır. Batı zaten dibe vurmuş, sağa sola çırpınıp dururken yanına atlayan Doğu’ya sarılıyor, boğulurken bilinçsizce sarılıp tepesine çıkmaya çalışıyor ve Doğu hem Batı’nın boğuştuğu dalgalarla boğuşuyor bir yandan da bunun üstüne Batı’nın kendisinin tepesine atlayıp onu aşağı itip durmasıyla boğuşuyor. Yani hâli Batı’dan çok daha beter.
Batı’da modernite adı altında insan tohumunun ve rahimin tahribatına gelince, bu büyük olayın da tespiti konusunda Musa Hub Bey’i tebrik etmek istiyorum. Bu tespit öyle sıradan bir tespit değildir, bu insanlığın sonunun tespitidir. Bugün öyle bir vaziyet var ki birçokları sperm bankalarından çocuk ediniyorlar, özellikle bugün Batı’da çok popüler olmuş olan lezbiyen kadınlar bu yola başvuruyorlar, çocuk sahibi oluyorlar ve çocukları böyle bir ortamda yetiştiriyorlar. Bugün artık lezbiyen ve homoseksüel erkek çiftlerin evlenmeleri yanında evlat edinme hakları da var. Olay artık iyice vahim olmuştur. Bugün, şu anda binlerce çocuk böyle çiftlerin aile ortamlarında yetişmektedirler.
Bir diğer şey de son zamanlardaki genetik gelişmelerdir. Klonlama olayı üstüne gizli deneyler yapıldığı ve hatta gizlice insan klonlanıp bebeklerin dahi elde edildiği söylentileri artıyor. Genetik bilimine göre bugün gelinen teknoloji birçok şeyi mümkün kılıyor.
100 yıl sonra insan nasıl olacak konulu bilimsel bir makale okumuştum. Tamamen bilimsel olasılıklara dayalıydı. Buna göre, insan genlerinde oynama ile artık 100 sene sonra ilginç özellikleri olan insanlar üretilebilecek. Ailenin isteğine göre değişecek bunlar. Mesela örnek olarak bir insana at genleri, kartal genleri ve yarasa genleri verilecek, o insan at bacaklarına sahip olup at gibi koşacak, aynı zamanda iki kanadı olarak ve kartal gibi uçacak, bunun yanında gözlerinde de kartal gibi kuşlarda olan zoom yapabilme özelliği olacak ve yarasa gibi görmeden uçabilecek vesaire deniyor. Bunlar teknik olarak mümkün şeyler.
100 yıl kadar sonra böyle çeşitli mahlûkata benzeyen insanlar dolaşacak, kimisi yılan suretinde olacak, kimisi domuz veya başka bir yaratık deniyor, yani genetik karıştırma ile bunlar mümkün olacak deniyor.
Bir diğer olaysa bugün deneyleri ve araştırmaları devam eden “pervasive ve embedded” dene bilgisayar teknolojileridir. Geçen yıllarda insan sinir sistemi ve beyinle irtibatlandırılan küçük bilgisayar çipleri ve bilgisayar ve komünikasyon ağları ile duygu iletimi deneyleri yapılıyor, mesela böyle bir düzenek ve uydu aracılığı ile insan sinir sistemindeki enerji şeklindeki uyarı böyle bir bilgisayarcık yardımı ile değerlendirilip radyo dalgasına çevrilip bir alıcı istasyonuna ve uyduya iletiliyor ve başka bir yerde uydudan alınan bu radyo dalgası yine oradaki bir insanın kolundaki sinirlere irtibatlanmış bir bilgisayar aletince algılanıp o insanın sinir sistemine bir enerji olarak uygulanıyor. Geçenlerde bir başka çalışmada beyinde düşünce yoluyla bilgisayarı kontrol etme başarı ile uygulanıyor, engelli biri böylece bilgisayarı kullanıyordu.
Yakın gelecekte insanlar doğrudan beyinlerinden internete bağlanacaklar ve cep telefonları olmayacak düşünce yoluyla bağlanıp görüşülecek şeklindeki görüşler asla abartılı değil son derece mümkündür. Bir yandan da insanların tüm bilgilerini, pasaportlarını filan barındıran küçük aletlerin insan vücuduna yerleştirilmesi olayı.
Bir yandan genetik gelişmeler ve bir yandan da teknolojik gelişmelerle yukarıdaki anlatılan senaryoların bileşimi şeklindeki yarı robot yarı insan şeylerin ortaya çıkması artık an meselesidir. Böyle gelişmeler zamanla çok geri kalmış bir ülkede de başlasa diğer insanlığa kısa sürede üstünlük sağlayacaktır. Normal insanların böyle hem genetik hem de teknoloji yönünden geliştirilmiş yeni yaratıklarla baş edebilmesi mümkün olmayacaktır.
Yani, artık öyle bir zamana geliyoruz ki ya insan olacağız ya da yok olacağız.
Musa Hub Bey’in bu büyük gerçeği sezip üstünde durması çok önemlidir. İnşallah yeni bir dönemin, insanlık adına bir kurtuluş mücadelesinin başlangıç emaresi olur.
İnsan kendi kendini tahrip ediyor. Ahlak insanın her şeyi ve özü. Ahlakta azalma veya ahlakı düşünüp taşınıp yeniden tanımlama çalışmaları tarih boyunca hep yıkım getirmiştir. Yani sigara ve içki olayları gibi. Hadi vahyi bir yere bırakıp kafamızca yorumlayalım, içen içsin denince Batı uygarlığı gördü ki alkol ve sigara sağlık sistemini çökertiyor, aileyi çökertiyor, işyerlerinde hastalık yüzünden işe gitmemenin senede ekonomiye kaybettirdiği milyon dolarlar alkol yüzünden, çocukları sağlıksız doğuyor ve büyüyor vesaire gibi şeyler bugün Batı’da sokakta bile sigarayı yasaklama durumuna gelmişken alkolün yasak olduğu yerler gittikçe artmaktadır.
Yani insan kendi kafasından modernite adına ürettiği ve bulduğu her şeyden ya kendisi dönecek ya da defolup gidecektir. Arkasından da bir nida: “Defolup gitti Âdemoğlu!”
25 Haziran 2007
Nottingham / İngiltere

