Ağustos '25Canan SayDüşünce

Gönlü güzel insan, bugün sana bir hikâye anlatmak istiyorum…

 

Bazı ağaçlar vardır, kökleri o kadar derinlere iner ki, toprağın katmanlarını aşar. Fırtına çıktığında, yağmurlar günlerce yağdığında ya da mevsimler kurak geçtiğinde bile dimdik ayakta kalırlar. Çünkü kökleri onlara hem geçmişin hatırasını hem de bugünün gücünü taşır.

İnsan da tıpkı o ağaç gibidir. Köklerimiz; çocukluğumuzda duyduğumuz ninniler, içimize işleyen dualar, ailemizden, öğretmenlerimizden ve dostlarımızdan aldığımız değerlerdir. Bunlar, zor zamanlarda bile bizi toprağa bağlayan görünmez iplerdir.

Ama kökler tek başına yeterli değildir. Hayallerimizi, umutlarımızı, hedeflerimizi temsil eden bir gökyüzüne de ihtiyacımız vardır. Gökyüzü bize ilerlemeyi, yenilenmeyi, ufkumuzu genişletmeyi hatırlatır. Kökleri çok derinde olup da gökyüzüne bakmayı unutanlar, olduğu yerde kalır; tıpkı yeterince ışık almayan bir ağacın boy verememesi gibi…

 Gökyüzüne bakıp hayal kuran ama köklerini beslemeyenler ise rüzgârın önünde savrulur, yönünü kaybeder.

Hayatta olgunlaşmak, bu iki yönü dengelemektir. Köklerin sana kim olduğunu hatırlatırken, gökyüzün kim olabileceğini gösterir.

Belki de insanın en huzurlu hâli; kökleri geçmişin bereketli toprağında sağlam, gözleri geleceğin parlak gökyüzünde umutla durduğu andır. Köklerinden güç alıp dallarını göğe uzatabilenler, hem bu dünyada hem de ötesinde gerçek dengeyi bulur.

 Çünkü “Toprağa bağlı olmayan, gökyüzüne yükselemez.” — Mevlânâ

Peki senin köklerin nereye uzanıyor, gözlerin hangi gökyüzüne bakıyor?

 

Kalbinin kökleri güçlü, gözlerinin ufku açık olsun…

Canan Say…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment