Dünyanın gidişatı hakkında herkes bir şeyler biliyor ve kötüye doğru gittiğini görüyor. Ama görmediğimiz kötülükler ne olacak?
Peki bilmediğimiz ve görmediğimiz kötülükten veya günahtan sorumlu değil miyiz?
Eğer bizim şerri ve günahın her çeşidini bilmemiz gerekmeseydi, Kuran’da bunlar ne diye tek tek anlatılacaktı. Kişi kötülüğü ve kötüyü tanıyacak ki ondan çekinsin ve kurtulsun. İmam-ı Âzâm’ın ifadesiyle “iyilik kadar, kötülüğü tanıki ondan korunasın”.
Şu anda dünyada kötülük büyük organize yapılar eliyle küresel bir yayılma ile yapılıyor. Bu organize işler bütün medya ve dijital araçları kullanarak tüm insanlığı ifsat ediyor. Hemde reklamını yaparak, beyin yıkayarak, adeta hipnotize ederek bunları yayıyorlar. Zavallı neslimiz bu kadar tahribat karşısında ne yapsın. Bunların en önemli metodu, kötüyü iyi, iyiyi kötü göstermek, öyle pazarlamak.
İşte bu ıslah hareketi gibi gösterilen ama aslında tam bir fesatlık ve tehlike taşıyan “iklim yasası” ile getirilen külli bir kötülük sistemi. Allah aşkına herkes bir kere bu kanun içerdiği maddelere baksın, araştırsın. Her biri doğaya ve fıtrata karşı cinayet manası taşıyor. O yüzden gündemde yer alan “iklim yasası” konusu tam bir aldatmacadan ibarettir.
Dünya elitleri doymaz hırsları ve planları ile dünyayı ateşe veriyorlar. Daha çok üretmek ve satmak amacıyla sanayi ve dev işletmelerde dünyaya salınan zehir ve gaz sorun olmuyor, ama ineklerin gazı, hayvanların solunumları dünyayı kirletiyor. Karbon salınımı safsatasıyla doğal yaşamı tahrip edecek, tabii hayatı ortadan kaldıracak, yapay gıdaya zorlayacak bir tarzı dayatmak istiyorlar.
Havaya, suya toprağa kota getirecek ve insani kontrol altına alacak bu sistem inşallah meclisten geri çevrilir.
Bu konuyla ilgili şu ayet bizi uyarıyor.
“Allah şeytanı lanetlemiştir. O da, kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler demiştir.” 1
Allah bu azgın güruhun yoldan çıkarak yaratılışa karşı geleceğini ve hayvanların tabiatılarını değiştireceğini beyan ediyor.
Günümüz mütegalipleri o kadar ileri gidiyorlar ki hem hava modifikasyonlari ile oynuyorlar hem iklim yalanı ile ilahi düzene karşı akıl dışı projeler geliştiriyorlar. Tabiata ve insan fıtratına aykırı tüm bu çalışmalar Allah’a savaş açmak, ilahi nizama kafa tutmaktır.
Biz iman ve izan sahibi müslümanlar, buna karşı tepkimizi her yoldan ortaya koymak zorundayız. Yoksa dünyamız bu firavunların elinde cehenneme dönecektir. Bir de ahirette hesabı var.
Zira Allah yeryüzünün mirasını Salih ve müminlere verdiğini açıklıyor. “And olsun ki, zikirden sonra Zebur’da da; yeryüzünde şüphesiz salih kullarım mirasçı olacak, diye yazmıştık. Muhakkak ki, Kur’an’da kulluk edenler taifesi için yeterli bir tebliğ ve öğüt vardır.” 2
Eğer yeryüzü mümin kullara emanet olduğu için, yeryüzünü fesada uğratan, dünyanın nizamını bozan bütün müfsitlere ve şer hareketlere karşı durmamız gerekiyor.
Bunun mücadelesini her yönden özellikle de medya üzerinden yapmak lazımdır. İçimizde sinsice faaliyet gösteren bu yapılara karşı müslümanlar sistemli çalışmalar yapmalıdır. Her iyilik hareketi, hem kendi içinde, hem kardeş dairelerle birlikte mücadeleye devam etmelidirler. Başta yaratılış kanunları ile insan ve tüm canlıların fıtratlarını ve dahi tabiata konmuş ilahi kanunları korumaya azim etmeli, Allah’ın emanetini muhafaza etmelidir.
Öyle ya yeryüzünün ıslahı müminlerin omuzlarına tevdi edilen en büyük vazifedir.
Rukiye Anar
1 -(isra 118-119)
2-(Enbiya 105-106)