7 Ekim 2023’ten beri ana gündemim Filistin oldu! Bir asırdır işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail toplu katliamlara başladı. Hususiyle dört bir tarafından İsrail ablukası altındaki Gazze şehrine yönelik tarihte eşi görülmemiş bir etnik kıyımı canlı yayında izliyoruz. İçim kıyıla kıyıla çaresizce ‘seyrettiğim’ videoların ve gördüğüm dramatik resimlerin zihin dünyamda oluşturduğu tablo kelimenin tam manasıyla bir cehennem! Allah’ın cehenneminin aksine bu cehennemde yananlar, masumlar! Çünkü bu, insanlıktan çıkmışların çıkardığı bir cehennem!
Bir çocuk gördüm. İsrail’in hava saldırısında iki bacağını birden kaybeden Gazzeli çocuğun sorusu yüreğimi dağladı: “Doktor amca, bacaklarım tekrar çıkacak mı?” diye soruyordu. Ve bebekler, kefenli, kefensiz binlerce bebek resmi… Hepsi benim bebeğim, bizim bebeklerimiz. “Satılık bebek kanı düşmüş bu hafta reyonlara!” diye yazmış yüreği kanayan bir kalem. Güya dünya devletleri menfaatleri icabı İsrail’e susuyorlar. Halbuki “yeryüzündeki hiçbir menfaat Gazzeli çocukların kanlarından daha değerli değildir.” Hele bu İslam devletlerinin suskunluğuna söyleyecek söz bulamıyorum, sözlüklerdeki bütün kelimeler kifayetsiz kalıyor.
FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARIN GÖZLERİ
Sosyal medyadaki akışta önüme şu resim düştü, içime alev topu düşürdü. Resimdeki gözlere bakar mısınız. Bu gözler Gazzeli çocukların gözleri. Vücutları yara-bere içinde ama asıl yaralar bakışlarında değil mi? Bakışları kan ağlıyor. Her yara iyileşir ama en ağır duyguların yansıdığı şu bakışlardaki dip yaralar iyileşir mi? Asla! Yaralayan bakışlar bunlar, içimizi yaralayan, kanatan, acıtan, acısı demimize-damarımıza işleyen. Gece rüyalarımıza, gündüz hülyalarımıza sinen bu bakışların önünde yaşayacağız hayatı bundan sonra utanarak… Bizi utandıran bu gözler, katillerinin ise kâbusu olacaklar! Geceleri cehennem, gündüzleri cehennem olacak; ahiret cehennemi de onları bekliyor olacak.
İnsan empati yaparsa anlar diğer insanları, canlıları. Gazzeli çocukların gözlerindeki şu duyguları hissedemeyen duygusuz kalpler, kendi çocuklarını veya çocukluğunu Gazze’de hayal etsin. Bencil insan, başkalarının çocuklarına kendi çocukları veya çocukluğu üzerinden empati yaparsa, o zaman daha iyi anlıyor, hissediyor. Gazzeli çocuklar, hepimizin çocuklarıdır, hepimizin çocukluğudur. Kalbim şaşıyor, hangi birine empati yapacağını! Bütün hücrelerine kadar dolduğu ızdıraptan bomba olup patlayacakmış gibi göğüs kafesimde aritmik atıyor duruyor, şu haberi okurken: Şehit düşen annelerinin mezarının iki kenarına çökmüş ‘Anne! Anne!’ diye seslenen Filistinli öksüz-yetim çocuklar…
SİYONİZME KARŞI KÜRESEL İSYAN ÇAĞRISI
Avâzım çıktığı kadar bütün dünya müslümanlarıa ve insanlığına şöyle seslenmek istiyorum: Çocuklarımıza ve çocukluğumuza bu ölümden beten kahrı, kahır yüklü acıları yaşatan Dünya Siyonizmine karşı insanlık olarak küresel çapta bir isyan hareketine ihtiyacımız var. Var, çünkü Siyonizm için bütün dünya arz-ı mev’uddur ve günü gelince her şehri Gazze’ye döndüreceklerdir; zaten bu beş aylık süreçte dünyadaki çoğu ülke liderinin, aslında küresel siyonizmin o topraklardaki eyalet valisi gibi çalıştığını Gazze imtihanı ortaya çıkarmıştır.
GAZZE’DE HER AİLE GAZİDİR, ŞEHİTTİR, ŞAHİTTİR!
Bir başka acı(k)lı resim daha gördüm:
Gazze’de harabeye çevrilen bir evinin merdiveninden bir anne, elinde bir oyuncakla inmeye çalışıyor, ama fakat velakin, çocuk yok… İşte Filistin: “Oyuncak var, çocuk yok. Çocuk var, anne yok. Anne var, yemek yok. Yemek var, baba yok. Baba var, ev yok. Ev var, komşu yok. Komşu var, duvar yok. Gazze var, dünya yok. Dünya var, Gazze yok.” Filistin’i yok eden dünya var olsa ne olacak? Dünyayı esir almış Siyonizm, küresel Nazism olmuş, canavar yüzünü on yıllardır Filistin’de gösteriyordu, fakat beyinler esir alındığından dünya bunu sadece seyrediyordu. Bu büyüyü ilk defa Gazzeliler bozdular!
SİYONİZM, NAZİSMİN EN ŞİDDETLİ VERSİYONUDUR!
X’te önüme çıkan 10 paylaşımdan 9’u Filistin’in kanlı dramı üzerine. Her bir Filistin haberinde ayrı sarsılıyorum. Bir acıklı video daha düştü önüme. Aralarına aldıkları 13-14 yaşındaki bir kız çocuğunu yere diz çöktürüp etrafında toplanmış dört-beş silahlı asker resim çektirirken sırıtıyorlar… Sonrasında başına neler geldiğini bilmediğim o kız çocuğunun ve ailesinin korkuları yüreğime kor yağmuru gibi düşerken okuduğum kahriyeler ve bedduaların hiçbir işe yaramayacağını bilmek, inkisar içre inkisar yaşattı.
İsrail bir taraftan Gazze’yi ve sair yerleri bombalarla harabeye çevirirken, onbinlerce masumu öldürürken, diğer taraftan öldüremediği insanları, kadınları ve çocukları açlığa-susuzluğa mahkum ediyor, açlıktan ölüme mahkum ediyor. Abluka altında tuttuğu şehre karadan, denizden veya havadan hiçbir yardımın ulaşmasına müsaade etmiyor. “100 gündür hiç ekmek yemedik, vallahi ilk defa ekmek yiyoruz amca!” diyen çocuğun videosu gözümün önünden gitmiyor. “Ekmeği çok özledim, beyaz olanı…” diye boncuk boncuk gözyaşı döken bir diğer kız çocuğunun hıçkırığı sesimi boğuyor, boğazımda düğüm oluyor; yutkunamıyorum.
Bir başka haberci diyor ki: Gazzeli küçük kıza sordum: En son ne zaman yemek yedin? Hatırlamak için durakladı ve: “Dün çorba içtim… Ancak o çorba diye yediğimiz şey eşeğin yediği yemekti…” dedi. Gazze’nin güneyine kuzeyden gelen bir çocuk oradaki kıtlığı böyle anlattı. Ben de ağlaya ağlaya izledim! İçimden İsrailoğullarının kulaklarının zarını patlatacak kadar bağırmak geldi, fakat heyhat, hislerim boğazımda düğümlendi, yumruk oldu, içime oturdu. Sustum kaldım, ama susmamalıydım. Aldım elime kalemi, kelime kelime haykırdım, harf harf bağırdım: Gazze’de soykırım vaaar! Gazze’de soykırım vaaar! Gazze’de soykırım vaaar!!!
ÖLÜM MÜ, YAŞAM MI DAHA MERHAMETLİ?
Bir videoda kız çocuğuyla konuşma şöyle bir konuşma geçiyor: – Baban sana nasıl yemek getiriyor? – Babam Cennette! – Yani baban şehit mi oldu? – Evet! – Neyi özlüyorsun? – Ekmeğe hasret kaldık!. Her şeyi özledik..! Her şeyden mahrum kaldık…” Gazze’ye çok az sayıda ulaşan yardımlardan birinde, yemek dağıtım kuyruğunda saatlerce bekledikten sonra elindeki boş kapla dönen Filistinli çocuk yaşadığı şokla “Ölüm, bu hayattan daha merhametli!” diyor. “Yıkılsın dünya!”dedirten bu sözüyle çocuk yaşta nasıl yaşlandığını, saçı-sakalı ağarmış ârif bir kişiliğe çocuk yaşında dönüşmek zorunda kaldığını, ölümü temenni eder hale geldiğini gösteriyor ve bütün İslam âleminin kalbine, insanlığın kalbine mağma büyüklüğünde bir ateş topu bırakıyor: “Ölüm, bu hayattan daha merhametli!” Yemeklerini çöpe döken dünya müslümanlarına Allah insanlık versin! Çünkü Mehmet Akif’in dediği gibi: “Müslümanlık nerde? Bizden geçmiş insanlık bile…!”
Gözyaşları yanağından sessizce süzülerek konuşan güngörmüş çocuk da aynı sözleri söylüyordu: “Tüm bu hayattan gitmek istiyorum. Ölüm tüm bu yaşananlardan daha iyi, yemin ediyorum. Çünkü kardeşlerimle ben geceleri uyumaya korkuyoruz. Bütün gece uyanık kalıyoruz. Dua edip namaz kılıyoruz. Herşey gitti; hiçbir şeyimiz kalmadı. Ev masraflarını karşılayacak 1 kuruşumuz bile yok. Bu dünyada tek varlığımız anne ve babamız var. Vallahi başka hiçbir şeyimiz yok amca. Herşey gitti, herşey. Allah’ın kudretiyle kaderde yazan oldu ve olacak.”
Gazzeliler, tam bir muhasa altına alınmışlar, ister silahla, ister açlıkla ölüme mahkum edilmişler. Hayvanlar bile açlıktan insan cesetlerine sarmaya başlamışlar. Mesela bir video Gazze’li bir kız çocuğu kedisine hitaben “Lütfen biz öldüğümüzde bizi yeme, olmaz mı?” diyor. Ölüme bu kadar yakın ve hazır oluşuna hayret ettim, onu ve onları ölüme böylesine terkettiğimize kahrettim. Türkiye’de yılda 14 milyon, dünyada ise 2.1 milyar ekmeğin çöpe atıldığı bir çağda hergün Gazze’de onlarca çocuk sırf açlıktan ölüyor. “Bir insanlık ayıbı bu!” deyip geçiştirilemeyecek kadar utandırıcı, yerin dibine geçirici bir olay bu!
BİZE HAKKINI HELAL ETME ÇOCUK!
Bir videoda, Filistinli bir baba kızını son nefesinde yakalıyor ve hicranlı bir şefkatle “Affet beni kızım koruyamadım seni. Allah sana rahmet etsin; acını dindirsin.” diyor. Bunun gibi yüzlerce kayıt var, binlercesi kayıtsız. Anneler, babalar bebeklerinin son ölüm anlarını yaşarken çaresizlikten, ızdıraptan onlarla ölüyorlar. Kucaklarında sevip okşadıkları yavrularının cansız bedenleriyle için için ağlıyorlar, yürekleri sızlatıyorlar.
Pulitzer ödüllü gazeteci Chris Lynn Hedges Gazze çocuklarına bir mektup yazmış, diyor ki: “Sizi başarısızlığa uğrattık. Taşıdığımız korkunç suçluluk bu. Denedik. Ama yeterince çabalamadık. Refah’a gideceğiz. Gazeteciler olarak çoğumuz Gazze sınırının dışında duracağız ve protesto edeceğiz. yaz ve filme çek. Yaptığımız şey buydu. Çok değil ama bir şey. Hikayeni tekrar anlatacağız. Belki af dileme hakkını kazanmak için yeterli olur.” @ChrisLynnHedge
Aylarca hayvan yemi yiyen, ve şimdilerde beslenmek için tarihi geçmiş köpek maması bile bulamayan bu çocukcağızlara tek tek, isim isim hitap ederek bütün müslümanlar adına diyorum ki: “Bizi affetme çocuk! Bize hakkını helal etme! İkimilyar “müslüman” seni koruyamadık! Sana sahip çıkamadık. En çok da İsrail ve ABD hayranlarını ve hizmetkârlarını affetme! İslam dünyasının liderlerinden görünüp de gizliden gizliye Siyonizme çalışan resmi veya sivil ‘satılık önderler’i affetme! Hiçbirimizi affetme çocuk! Çamur içinde uyuyakalmış yetim çocuk, öksöz çocuk, sen de bize hakkını helal etme! Ailesinden 27 kişiyle beraber öldürülen Üsame’cik, sen de hakkını helal etme!”*
Bir haber çıktı karşıma: “Bugün Gazze’nin kuzeyinde bulunan “Kemal Edwan” hastanesinde 4 çocuk açlıktan öldü.” (28/02/2024). Bir başka haber izledi onu: “İsim: Anhar Saqr Al-Shanbari Yaş: iki buçuk yıl İkamet yeri: Kuzey Gazze Ölüm nedeni: açlık/yetersiz beslenme.” Açlıktan ölüme hangi yürek dayanır. Aylardır yediğim yemeklerden utanıyorum desem yalan olmaz.
Gazze’de kimi anneler açlıktan kıvranan çocuklarını oyalamak için su kaynatıp yemek yapıyormuş gibi yapıyorlar. Gıdasızlıktan çocuklarını emziremeyen şefkat çeşmeleri kurumuş anneler… Açlıktan veya hastalıktan yahut yaralarından akan kanlardan dolayı gün be gün, saat be saat, dakika be dakika gözlerinin önünde çocukları eriyip giden, kayıp giden anneler, babalar… Her saniye yaşadığınız o çaresizliğin acısını iliklerimize kadar hissediyoruz ve size ve çocuklarınıza, çocuklarımıza el uzatamamanın nâçârlığıyla kıvranıyoruz.
Ve en son… İsrail bombalarla öldüremediği insanları aç bırakarak öldürmesi yetmezmiş gibi, ölmeyenleri de yardım var diye çağırıp toplandıkları yerleri bombalıyor. Yahudi Terör Örgütü İsrail, Kuzey Gazze’ye gönderilen yardım tırlarını (?) bekleyen sivillere bomba atıp 150’den fazla insanın ölümüne, binlercesinin yaralamasına yol açtı. Bu kadar alçak, bu kadar aşşağılık insan görünümlü yaratıklar bunlar! Allah’ın lanetlediği, meleklerin lanetlediği, peygamberlerin lanetlediği, bütün evliya ve ulemanın lanetlediği, mazlumların lanetlediği bir insan bozması organizmalar sürüsü!
FİLM SETİ DEĞİL, GERÇEK KATLİAM ŞEHRİ: GAZZE
Bütün bu olanlar karşısında, öfkemin en şiddetlisini, bu insanlık düşmanı yaratıkların dünya organizasyonu olan siyonizme ve onun beyni olduğu ABD’ye hayran olan müslüman kılıklılar, güya ılımlılar… Aklıma geldikçe kan beynime sıçrıyor. Şu iki resme bakar mısınız: ABD’nin demokrasisine ve dünyaya liderlik yaptığına inanan ve buna hayran olduğunu ilan edecek kadar aklını ve kalbini kaybetmiş Ilımlı müslümancıklar bilmem ki bu iki manzaradan utanırlar mı?
Beş aydır her gün her dakika izlediğimiz bombalar, yasaklı fosfor bombaları, misket bombaları, tek tek öldürmeler veya toplu katliamlar, akan kanlar, çeşit çeşit işkenceler, hayvanları bile açlıktan öldüren yoksunluk ve sefalet.. bütün bunlar herhangi bir dram veya savaş filminden yahut bilim-kurgu’dan görsel showlar, yapay kesitler değil, bunlar Gazze’de çekilen gerçek hayatın kanlı-canlı videoları, resimleri. Üzerlerinden gerçek kan damlıyor, boya değil. İnsan olan insanın asla ve kat’a katlanamayacağı bu manzalarlar karşısında can havliyle haykırıyoruz:
Daha ne zamana kadar dünya, İsrail’in Filistinlileri diri diri yok etmesini film seyreder gibi seyretmekten vazgeçip fiilen müdahale edecek ve bu katliama “Dur!” diyecek?! Belli oldu, İsrail durmayacak, gözü çevre ülkelerde, sonra bütün dünyada. Fakat şimdilik kısmen özgür dünya, ne zaman zincirlerinni kıracak, ayağa kalkacak ve Siyonizmi durduracak iradeyi ortaya koyacak, insanlık iradesini!
İsrail ne kadar bebek öldürürse tatmin olur ve durur? Onlara Filistin yetmez! Lübnan, Ürdün, Suriye, Irak, Türkiye’nin güneyi, yani arz-ı mev’ud saydıkları coğrafyanın çocuklarını da öldürürler! Bütün bu mezapotomya topraklarındaki çocukları öldürmek de yetmez onlara. Çünkü bütün dünyanın kendilerine verildiğine inandıkları için, topyekün insanlığın çocuklarını öldürüp geriye kendilerine hizmet edecek miktar köleler bırakarak tek dünya krallığı kurmaya kalkarlar, kainatın tek sahibi olmaya kalkışırlar. Siyonizm, tanrılık iddiasıdır, Allah’a başkaldıran en sapkın ateistliktir, en tehlikeli, en organize dinsizliktir!
FİLİSTİN’DE İNSANLIK ÇİÇEKLERİNİ KIRDIN. BAHÇEN BAHAR GÖRMESİN İSRAİL!
O öldürülen çocukların da bir hayalleri vardı. Hayatlarıyla beraber hayalleri de suya düştü. Her birinin bir hayat hikayesi olacaktı. Annesinin-babasının öpmeye kıyamadığı yavruları, vahşi sırtlanlardan beter insan bozmaları parçalıyorlar. Ahmed Ârif’in “Çicek gibi insanların kalbini kırdınız. Bahçeleriniz bahar görmesin.” dediği gibi, ben de diyorum ki:
Ey dünya siyonistleri! Ey İsrail! Bir asırdır abluka altında tuttuğunuz Filistin’de insanlık çiçeklerini kırdınız, ezdiniz geçtiniz. Bahçeleriniz târ u mâr olsun. Baharınız-yazınız kış olsun. Ettiklerinizin aynısını bulmadan ölmeyesiniz, ölemeyesiniz… Kalan hayatınızın her güne, her dakikası bu cinayetlerinin vicdan azabıyla geçsin. Atalarınız gibi ruhunuza zillet ve meskenet mührü vurulsun. Gelen yüzünüze tükürsün, geçen yüzünüze tükürsün. O küfürle, zulümle yoğrulmuş cesedinizi toprak kabul etmesin, cehenneme tükürsün. Dünya tarihine insanlığın en kötüleri, en iğrençleri, en şeytanları olarak geçesiniz. İçinizden eğer bu soykırımlarınızdan utanan bir nesil gelmeyecekse, gelen nesliniz insanlık değerleriyle yeniden ıslah olmayacaksa, sonunuz dünyadan bütünüyle silinip gitmek olsun. Topunuz yeryüzünden yok olsun.
Dr. Musa Hub
28.02.2024
Londra / İngiltere
* Nerede 90’lı yıllarda İsrail’de ölen birkaç Yahudi çocuğuna vaaz kürsüsünde ağlayıp gözyaşları döken “müslüman vâiz”, nerede? Son beş ayda İsrail Filistin’de onbinlerin üstünde çocuğu öldürdü, acaba onlar için iki damla gözyaşı döktü mü? 7 Ekim olayın ilk günlerinde hemen Hamas’ı kınayan ve İsrail’in kendisini savunma hakkı olduğunu söyleyen bir basın mesajı yayınlamıştı. Peki şimdi 30 binin üzerinde masum Filistinlinin katledilmesi karşısıda olsun, hiç olmazsa “ateşkes çağrısı” bile yapamıyor mu? O kadar mı insanlığını kaybetmiş? İki çift sözü, bir damla gözyaşı da mı kalmamış yalancıktan dökeceği? Girdiği her İslam ülkesini kan gölüne çeviren ABD’nin dünya liderliğine Amerikalılara mümaşaat etmeksizin eskiden beri hayranlık duyduğunu 2017’de radyo (NPR) diliyle ilan ederken utanmamıştı. Peki şimdi ABD’nin bombalarıyla Gazze yerlebir edilirken olsun utanıyor mudur? Filistin’de otuzu bini aşkın masumun katledilmesi için İsrail’in yardımına koşan ABD’nin dünya siyasetine/liderliğine hâlâ hayran mıdır? Yoksa Vatikan’dan ve/veya ABD’den görev almış da, aldığı tarihî görevi en güzel şekilde yerine getirdiği için gönül huzuru içinde keyfini mi sürmektedir? Allah cümlemizi sû-i âkıbetten muhafaza buyursun. Eğer kalbinde zerre kadar insanlığı kalmış olsa, Gazze’de 30 bin sivil öldürülmesini fırsat bilir, ve ABD övgüleri için tövbe eder, Filistinlilere en azından kuru lafıyla sahip çıkar. Ama heyhat! Fakat heyhat! Velakin heyhat!.. Koca bir hayal kırıklığından ibaret kalmıştır.