İnsanoğlunun hikayesi cennette şeytanın ayartması ile başladı ve yaratılıştan itibaren daima kandırılma, aldatılma ve ayartılma ile karşı karşıya kaldı .Bu serüveni onun hem sınavı hem kaderidir.
Peki insan neden kanar ve aldanır. Halbuki o en akıllı varlık değil miydi?
Nasıl bir etki onun aklını fikrini manipüle edip ayartıyor.
Adem ile Havva annemizin yasak ağaca yaklaşırken de, dünyadaki her yasak şeylere yaklaşılırken de, her birinde insanın aklının örtülmesi veya farklı bir fikirle ikna edilmesi bulunuyor. Çünkü insan bir işi yapması için aklın bir şekilde kabulü lazım. İşte bu noktada şeytan insana vaad ederek yada daha güzel gösterdiği hayaller ile çirkini güzel gösterip onu ikna eder, bir derece o işi akla yatırır.
Kur’an’da şöyle geçmektedir: “Şeytan onlara vaatler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan onlara bir aldanıştan başka bir şey vaat etmez.” (Maide suresi, 90).
En olmadık kuruntulara düşürmesi demek, insanın nefsinde bulunan en behimi arzuları, süfli duyguları harekete geçirdimekle onları kışkırtmakla bunu yapar. Bu arzuların uyanmasını sağlayan elbette insi ve cinni şeytanlardır.
Bu noktada insanı hem duygu olarak hem akıl olarak ayratma işi şeytanın çeşitli tekniğine kalmıştır. Şeytan ayartmak için binlerce yolu, yüzlerce tekniği kullanır. İnsanı bir işe ikna ederken mutlaka bir mazeret bulur veya kendini haklı bulacak nokta gösterir.
Çok az kötülük, insan tarafından gerekçesiz bile bile yapılır. Çünkü şeytan her şeyin kılıfını hazırlar Bu durum sanki insanın kendine ait bir düşünceymiş gibi gelir. Yanımızda bize üfürdüğünü , içimize nefes verdiğini farkedemeyiz. Öyle bir yanıltıcı haldir ki bu, İnsan şeytanın her dürtüsünü her iğvasını kendinin sanır.
Bu noktada şeytana illüzyoncu da diyebiliriz. Zira o her şeyi olduğu dışında gösterir. Eğer öyle olmasaydı insanoğlu bu kadar ona kanarmıydı.
Firavuna da şeytan elbette bir takım haklı gibi görünen oldukça meşru sayılacak gerekçeler bulmuştur. İşte her insan da kötülüğü irtikap ederken mutlaka bir takım gerekçeler ve haklı görünen mazeretler bulacaktır. Eğer öyle olmasaydı insan vicdanını susturabilirmiydi?
İşte insan tamda ayartılabilecek ve yoldan çıkabilecek nefs taşımaktadır. Ancak bununla birlikte insan en güzel kıvamda yani kerim olarak yaratılmıştır. (Bkz.Tin suresi 4-5).
Modern çağın insanını en çok ayartan kendi hemcinsidir. Hem ne kadar cinni şeytanlar saldırılarını artırdılarsa da insanı en çok baştan çıkartan insî şeytanlardır. Artık hiç bir insanî, ahlakî ölçünün kalmadığı bu zamanda şeytanın vazifesini en iyi insanlar yapmaktadır. Lakin ilhamı iblisten alarak bütün insanlığı helaka götürecek büyük bir inkar ve zulüm ile birlikte kıyamete doğru yol almaktalar.
Sünnetullahın dışında, fıtratın tersine işlediği bu deccaliyet sisteminde İblis ordularıyla tüm insanlığı karanlığa sürüklüyor .Bu ordu yalnızca kendi cinslerinden değil insi şeytan ordularından da oluşmaktadır. Bunları haber veren ayet “Haydi onlardan gücünün yettiklerini çağrınla ayart, süvarilerinle ve yayalarınla onlara karşı ordu topla, mallarına evlatlarına ortak ol, kendilerine vaatte bulun. Şeytan insanlara aldatmaktan başka bir şey vaat etmez.” (İsra-64).
İşte tüm bu şeytani orduya ve saldırılarına karşı ehli imanın bir olup, ayartılmaktan kurtulup çalışması ve müdafaa hattında olması gerekmez mi?
Rukiye Anar