Dr. Musa HûbDüşünceOcak '24

 

İslam devletlerinin İslamiyeten sahipsiz bıraktığı Filistin’e dünya halkları insaniyeten sahip çıktı, destek mitingleriyle, yürüyüşleriyle, protestolarıyla insan evladları olduklarını ortaya koydular. Ne ilginçtir ki bazı müslüman devlet adamları da mitingler organize edip konuşmalar yaptılar, fakat hiçbir şey yapmamakla hiç şaşırtmadılar.

Eğer İsrail’e lanet, Filistin’e destek mitinglerini sivil halk kuruluşları yapsaydı hak’tı! Devletler/Hükumetler miting yapmazlar, icraat yaparlar. Fiilî hiçbir icraat, karar, yaptırım olmaksızın, sırf hamasetle, birşeyler yapacak’mış gibi yapıp hiçbir şey yapmamak suretiyle milyonların gazını almışlar, hepsi bu!

Filistin salt beddualarla veya mitinglerle kurtulmaz. İşte son iki aydır dünya halkları yedi kıtada Filistin’de destek mitingleri düzenlediler, Gazze’de bir çocuğun katledilmesine mani olamadılar. Bu mitinglerin kıblesi İsrail veya Filistin olmamalı. Doğrudan kendi devletleri olmalı. Çünkü bu asırlık işgali ve katliamlar serisini durdurabilecek olan devletlerdir. Halklar, devletlerini harekete geçmeye mecbur bırakmalı.

Allah Sünnetullahı değiştirmiyor; sebeplere göre hareket etmek gerekiyor. Kâbe’de milyonların duası, Filistin’de bir çocuğu İsrail’in pençesinden kurtaramaz. Dua, çaresizlerin sığınağıdır; çare sahiplerinin ise psikolojik silahıdır; yani, dualarla ya çarelere daha bir azimle başvururlar ya da hiçbir şey yapmamak suretiyle hak ettikleri toplumsal öfkeyi kendi başlarından tel’in mitingleriyle savarlar.

Filistin’i kurtarmak dualara kaldıysa, kurtulmayacak demektir. Filistin’i kurtarmak dualara kaldıysa, ya fiilen yapılacak hiçbir şey kalmadığındandır ki bu tamamen yalandır, ya da dualarla kendini kandıran, vicdanını rahatlatan sahte mü’minlerin son sığınağıdır dualar, beddualar.

Filistin’i kurtarmayı dualara bırakmış müslümanlar, eğer yapabilecekleri herşeyi yapmadıkları halde dualardan/beddualardan medet umar hale gelmişlerse, ya çaresizlik psikolojisinin girdabına düşmüşlerdir, ya da din ile kandırı(lı)yorlar demektir.

Filistinliler en ihlaslı duaları, İsrail ise en şiddetli bedduaları ve tel’inleri hak ediyorlar, eyvallah. Fakat Filistinlileri kurtaracak olan dualar, İsrail’i durduracak olan beddualar değildir. İlahî nizamın çarkları sabit kanunlarla (sünnetullah) işler, salt duayla değişmez.

Filistin’e destek, İsrail’e lanet mitingleri eğer insanları fiilen yapacakları şeyleri yapmaya sevkediyorsa, ne âlâ, yoksa tam bir oyundur. Müslüman devlet başkanı laf yapmaz, iş yapar; miting düzenlemez, gereğini yapar, icraatıyla konuşur. Yaptırımı olmayan söz, sahtekarlıktır.

Her öldürülen Filistinli karşısında merhamet hisleriyle daha bir alevlenen insaniyet öfkeni, İsrail’e yönelterek beddua ve tel’inlerle israf etme ey müslüman! Kendi devletine ve idarecilerine yönelt. Lanet olacasıca İsrail’e değil, kendi devletlularına lanet mitingleri düzenle!

Devlet yönetimi Filistin’e fiilen sahip çıkacaklarına, hocalar, müslümanları Filistin’e fiilen sahip çıkmaya çağıracaklarına, bol bol dualara ve beddualara yönlendiriyorlarsa, ortada çok çirkin bir siyaset oyunu ve bir de iğrenç bir diyanet manipolasyonu var demektir ve vardır!

Ne dua, ne beddua tek başına hiçbir şey yapmaz. Yapacak olsa, Kâbe’de yapılan dualar yapardı, Filistin’i kurtarırdı. Dualar, dünyaya yönelikse, dünyevi şartlarını fiilen yapanların eliyle gerçekleşir. dualar ahirete yönelikse, manevi şartları yerine getirilirse gerçekleşir.

Fiilsiz dua, işlevsizdir, etkisiz elemandır. Bazen de fiilsiz dua, kendini veya başkalarını din ile kandırmaktır, en sağdan aldatmaktır. %100 çaresizlerin, muzdar kalmışların ızdırar duası veya bedduası, mucize gibi ender-i nadirat olarak dünyada da tecelli edebilir, o başka. O mucizevî tecelli de yine mucizelerdeki gibi bir mini sebepçik eliyle gerçek olur.

Eyleme geçmeyen dua, gerçekleşmez. Eyleme geçirmeyen dua, en sağdan yaklaşarak rahatlatmak suretiyle bir vicdan manipülasyonudur. Eylemsiz dua çağrıları, şeytanın suret-i haktan seslenişleridir. Mesela:

İsrail’e fiilen yaptırım kararları alarak filistin’e resmen-fiilen sahip çıkması gereken Müslüman devlet başkanlarının bunu yapmayıp kendi ülkelerinde Filistin mitingleri düzenlemesi, acizliğin değil, vefa görünümlü ihanetin resmidir; müslümanların gazını alma işidir; Filistine fiilen sahip çıkmamalarından doğan toplumsal öfkeyi kendilerinden savarak lanet ve tel’inlerle israile yönlendirip o büyük enerjiyi, o yüce kuvve-i maneviyeyi çenelerde boşuna tüketme işlevidir.

Müslümanlar, akılları liderlerden özgürleşmedikçe bu gerçeği anlayamazlar. Bir asır önce “Evet reisleriniz malınızı ceplerine indirip hapsettikleri gibi, akıllarınızı da sizden almışlar veya dimağınızda hapsetmişler.” (Reçetetü’l-Avâm / Münâzarât, s.65) diye halkı uyaran, uyandırmaya çalışan Üstadım Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nden aldığım ders ile, ben de, yalnız Allah’ın kulu bir Kur’an talebesi, Hasan oğlu Musa olarak, avazım çıktığı kadar haykırmak istediğim bir hakikat şudur:

Beylik sözleriyle Filistin’in yanındaymış gibi konuşup işleriyle ise resmen İsrail’e hizmet eden liderlerinden kurtulmadan Müslümanlar felaha eremezler.

Müslüman toplumlar, Filistinli kardeşlerine yardım etmemenin bedelini liderlerine ödetmiyorlarsa şayet, onlara da yuh olsun! O liderler kendi başlarına da bela olsun. Zaten olmuş, tencere-kapak misali layıklarını bulmuşlar demektir. İlahî adalet dünyada, olmadı ukbada hepsinin yakalarına yapışır elbet!

İslam devletlerinin elinde pekçok çare olduğu halde Müslümanlar çareyi Allah’a dua etmekte arıyorlarsa, aldanıyorlar. Allah’tan yardım dileyeceğinize siz Allah’a önce yardım edin. Ne diyor Kur’an: “Siz Allah’a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder.” (Muhammed, 47/7). Şimdi icraat zamanıdır!

Ey müslümanlar! İsrail’e karşı çaresizmiş gibi Allah’tan yardım dileyeceğinize, önce devletlerinize ellerindeki imkanları kullandırın, sonra yetmezse o zaman Allah’tan size kurtaracak ekstra bir mucize bekleyin. Petrol vanalarını kapatsanız, Avrupa veya ABD tek başına İsrail’i hizaya getirir.

Nerede o kendi idarecilerinin suratına hakikati tokat gibi aşkedebilecek Ebu Zer’ler! Nasihatle akıllanmayan devletluların da altından koltuklarını alabilecek âkil toplumlar, özgür halklar! Nerede, insanlığın öldürüldüğü Filistin’e dipdiri insanlığıyla hayat olacak insan evlatları!

Not: Bu yazı, Dr. Musa Hub’un X hesabındaki 03/02/2024 tarihli paylaşımlarından derlenmiştir.

Dr. Musa Hub

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment