Nübüvvetin 7. yılında Mekke’de İslam daveti, Kureyş müşriklerinin tüm engellemelerine rağmen, hızlı bir şekilde ilerliyordu. Bu ilerleyişi durdurmak için bir çözüm arayışına giren küfrün elebaşları; Lat, Uzza ve Menat gibi ilahları üzerine yemin ederek, Müslümanlar ve onlara yardım eden tüm kişileri Ebu Talib mahallesinde muhasara altına almışlardı. Yalnızlaştırma politikası çerçevesinde nikah, alışveriş ve gıda gibi yasaklamalar ile Müslümanların fiziksel ve psikolojik dirençlerini kırıp, galip gelmek istiyorlardı. Bunu da toplumsal düzeni korumak, anarşiyi engellemek ve Mekke’nin ulusal çıkarlarını gözettiklerini ifade ederek meşrulaştırıyorlardı.
Gerçekten de ”Bugün Düne” ne kadar benziyor. Dün, Lat ve Uzza gibi ilahları üzerine yemin ederek Müslümanları yok etme projesi, bugün de BM ve AB gibi adlar altında devletlerin kendi aralarındaki ortak menfaatleri doğrultusunda anlaşarak adeta Müslümanları yok etme projesi.
Üzücü olan ise, dün Ebu Talib mahallesinde boykot yapıldığında, Müslümanlara yardım edebilecek hiç kimse yoktu. Ama bugün Dünya’da 2 milyara yakın Müslüman bulunmaktadır.100 yıl önce Hilafet Devleti’ni yitirmiş, kalkanı kırılmış ve korumasız kalan mahzun Ümmet, bireysel olarak Gazze için ne yapılabiliyorsa yapmanın koşuşturmasına düştü. ‘’Müminler Kardeştir” şiarı gereği, onların acılarını kendi acıları kabul ettiler. Bundan dolayı da miting, basın açıklamaları, boykot gibi çağrılara kendi güçleri nispetinde katılmaya çalıştılar. Gasıp Yahudi varlığı İsrail sorunu, bireysel, kitlesel ve yöneticiler açısından sorumlulukları farklı olan bir husustur. Müslümanlar, gasıp varlığı ve onu destekleyen kuruluşları boykot çerçevesinde insanların Gazze hakkındaki farkındalıklarını artırmak adına, sticker yazılarını; sokaklara ve meydanlara yapıştırmaya başladılar.
Bu süreç, Ümmetin bireysel manada hassasiyetinin olduğunu göstermesine rağmen, güç ehli yöneticiler ve güç odaklı STK’lar, sözde alim ve kanaat önderlerinin aynı hassasiyete sahip olduklarını göstermemiştir. Bir yandan boykot çağrısı yapılırken, diğer yandan Coco Cola gibi markalara teşvik belgesi verildi. Boykot çağrısı için sokaklarda sticker çalışması yapan gençleri, kamusal alana zarar veriliyor gerekçesi adı altında Elazığ’da göz altına aldılar. Metrobüslerde ‘’Siyasilerden bir şey beklemeyin!’’ ‘’Sokaklara inin!’’ ‘’Boykot edin!’’ çağrılarını haykıran gençlere, birtakım medya kuruluşları provokatör olarak gösterdi. Bazı alimler ve kanaat önderleri Gazze konusunda yöneticileri dinleyerek fitneye girmemelerini tavsiye ettiler.
Bu süreç bize bir kez daha, Rasül’ün (s.a.v) bize dediği gibi, koruma ve savaşma için bütün müslümanların dinî ve siyasî otoritesinin birleştirici ve idarecisi bir hakikat-i Halifetin gerekliliğini göstermiş oldu. Bir yandan “boykot, Ey İsrail” vs. denilirken, aynı zamanda düşmanla siyasî ilişkilere ve ekonomik anlaşmalara devam edilmektedir.
Hükümet Gazze’nin yanında diyen STK’lar, Gazze için boykot çalışmaları yapan gençlerin gözaltına alındıklarını görmüyorlar mı?
Alimler, Hakkı meydanlarda haykıran gençleri provokatör olarak göstermeye neden ses çıkarmıyorlar?
Pr çalışmasını güzel yapıp, alttan verilen müzikler ile videolu paylaşım yapıp, sonrasında güç ehli olmayan kişiler gibi sadece kınayan yöneticilere lafları yok mudur bu kanaat önderlerinin?
Yoksa bazı hocalar gibi semboller üzerinden mi yöneticeleri aklamaya çalışıyorlar?
Ordular Aksa’ya, Mehmetçik Gazze’ye sloganları ile esas çözümü sunmak için Liva ve Raye bayraklarıyla meydanlarda olan Müslümanlara “fitneci” diyen şahıslar, hiç mi Gazze için vicdanınız sızlamıyor, hiç mi akletmiyorsunuz?
Birilerine zarar gelmesin diye sessiz kalan Ey Alimler, Ey STK’Lar, Ey kanaat önderleri, Gazze ölüyor farkında değil misiniz?
Gazze için herkes bu süreçteki gözlemlerini, vahiy pencerisinden okumalar ile zenginleştirsin. Gençlere bilgi yüklemesi yaparken işin özünü unutmayalım. Fikri düşüncede ölü olmaktan, edilgin olmaktan çıkıp, etkin ve sahih fikir ile hareket edelim. Fetih suresi 17. ayette Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:
‘’Köre zorlama yoktur, sakata zorlama yoktur, hastaya zorlama yoktur.”
Bugün, 57 İslam beldesinde yönetici olanların elinde askerî ve maddî güç varken orduları harekete geçirmek için çağrı yapan Müslümanlar fitneci ya da provokatör değildirler. Ayette hangi sınıf, yöneticiler için bir ruhsat vermektedir. Körler mi? Sakatlar mı? Hastalar mı?
Evet, yöneticilerin fiziksel anlamda böyle eksikleri olmayabilir ama onlar:
Çocukların ölümüne ve annelerin feryadına karşı körler,
Gazze için yardım konusunda sakatlar,
Cansız varlıkları bile harekete geçirecek acılar karşısında kalpleri hasta…
Rabbim bizlere Gazze ve diğer sair beldelerin, bütün ümmet-i Muhammed’in nihaî olarak gerçek kurtuluş reçetesi olan Hilafet-i Muhammediye’nin hakikatini bu ümmetin kalbine ve vicdanına yeniden nasip etsin. Etsin ki bu derbeder halden kurtulabilsin…
Amin, Amin, Amin.
Mehmet Aslan