Dr. Musa HûbDüşünceNisan '24Yazarlar

“Tarihte bir ülkenin %80’inin yok edildiği, nüfusun %100’ünün yerinden edildiği ve ölenlerin %50’sinin çocuk olduğu bir savaş hiç yaşanmamıştır…”
Bütün soruların kalbinde can alıcı soru şu: İsrail neden hunharca Filistinli bebekleri, çocukları öldürüyor, öldürebiliyor? Bu sorunun İsrail’in genetik mantalitesine bakan tarafına geleceğiz, fakat Müslümanlara bakan tarafı şu: Çünkü İslam ümmeti uyuyor! Uyananları da yeniden başka yalanlarla uyutuyorlar. Dönemin (1969) İsrail başbakanı Golda Meir diyor ki: “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, Müslümanlar dört taraftan İsrail’e girecekler. Ama korkulan olmadı. O zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir.”

Bu nasıl olabilir: İsrail altı ay içinde Gazze’ye 73 bin ton patlayıcı attı. Gazze’deki her sivil, kadın ve çocuk için 31 kg patlayıcı düşmekte. İşte bu bile tek başına gösteriyor ki: Bu bir savaş değil, düpedüz soykırımdır. Filistin’de 14 bini aşkın bebek/çocuk barbarca öldürüldü. Onbinlercesi de yaralandı, yüzbinlercesi annesiz/babasız kaldı. Bebek diyorum, çocuk diyorum. İnsanın insanlığının en temiz, en masum, en katıksız, en safi özü olan çocuklar! Çocuklara bile acımasızca kıyabilenlerin hiçbir insanî değeri, hatta hayvanî sınırı bile kalmamıştır. Böylelerine canavar demek bile canavarlara hakarettir. Bunlar bell hüm edall olmuş, hayvanlardan çok daha aşağı, aşşağılık, rezil yaratıklardır. Kendilerini bozuk dinlerinden uyduruk yorumlarla ne kadar kahramanlaştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar, tarihe kahramanlar olarak değil, bebek katilleri, çocuk katilleri olarak geçmişlerdir. Daima lânetle anılacaklardır ve âhirette de ebedî cehennem azabıyla hak ettikleri cezayı bulacaklardır.

Kainattaki en kötü tanrı ise siyonist İsrail’in tanrısıdır! Öyle olmasa, İsrailoğullarının veled-i şeytanları onbinlerce masum çocuğu bombalarla öldürürken tanrılarını hoşnut ettiklerine inanmazlardı. Siyonist denen bu insan görünümlü yaratıkların tanrısı eğer onların şu Filistin’deki katliamlarından razı ise, şu insanlık tarihindeki ‘en aşşağılık kötülükler tanrısı’ odur. Allah bütün tanrıların belasını vermiştir, ve verecektir! Siyonist Yahudiler güya Tanrı’nın kendilerine vaadettiği toprakları geri alıyorlar! Ben de soruyorum: Tanrı’nız sizden o toprakları böyle onbinlerce masumu katlederek mi geri almanızı emrediyor ey İsrailoğulları! İnsanlığın başının belaları! İnsanlık şahs-ı manevîsinin nefs-i emmâreleri! Sizin Tanrınız, çocukları, kadınları, hastaları canavarca öldürmenizden eğer razı oluyorsa, Allah sizin Tanrınızın da bin belasını versin. Dininiz, eğer masumları öldürmenizi emrediyorsa, Allah, sizin dininizin de bin belasını versin. Lâilâhe illallah! Allah vardır, başka hiçbir tanrı yoktur. Allah, bütün tanrıların belasını vermiştir ve siz siyonistlerin de, tanrınızın da bin belasını verecektir.

İsrail’in Filistin’deki soykırımları elbette gayretullaha dokunmuştur. Fakat o gayretullahı yeryüzünde temsil edecek ehl-i gayret ve hamiyet var mıdır? Çünkü bu zulümler gayretullaha dokunsa bile, Allah, zalimlerin işlerini yine başka kullarının eliyle bitirecektir. Belki de bu zalimden intikamı alacak olan başkaları, bunu mazlumlar için yapmayacaklar, kendi çıkarları ve iktidarları için yapacaklar. Bu kez de başka ârızalar zuhur edecek. Ne zaman mazlumlar kendileri için zulümleri bitirecek bir yol bulurlarsa, o zaman açılan yeni fasılda kendileri felah bulurlar. Evet, Allah mazlumlardan kendilerini kurtarmalarını bekliyor. Ve mazlumlar, kurtuluş için, özgürlük için, bütün bedelleri ödüyorlar.

FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR, İNSANLIĞI AYAĞA KALDIRIYORLAR!
Ben onu bunu şunu bilmem, şunu bilirim:
Eğer İsrail ve dünya Siyonizminin uşakları olan devletler, en çok Filistinlileri öldürüyorlarsa, özellikle de çocukları öldürüyorlarsa, demek ki en çok Filistinli çocuklardan korkuyorlar. O çocuklarda başka çocuklarda olmayan bir şey varolmalı. Bulduğum tek şey ise: Gerçek özgürlük ve imanlı korkusuzluk! Ve ikisine dayanan cihad ruhu! Gazze korkmuyor, korkak olan bizleriz. Korkak insanlar esir olur. İsrail askerlerinin karşısında dikelmiş halde dimdik gözlerinin içine bakan çocuklar var ya, mermilere sapan taşlarıyla karşılık veren çocuklar.. işte siyonistler en çok onlardan korkuyorlar. Çünkü müslümanların yöneticilerini bir şekilde kuklalarına dönüştürdüler ama bu çocukların ruhlarını ele geçiremediler. Dünya siyonistleri en çok Filistin’in özgür ve cesur çocuklarından korkuyorlar. Fakat korktukları başlarına elbet gelecek ve hatta gelmeye başladı bile. Çünkü her öldürdükleri çocuk, dünyada bir kalbi, on kalbi diriltiyor; insanlardaki insanlığı ayağa kaldırıyor.

DÜNYANIN EN CESUR VE ÖZGÜR RUHLARI: FİLİSTİNİN ÇOCUKLARI
İki sene önceydi. Bir haber okumuş, videosunu seyretmiştim: Filistinli bir kız çoğu, İsrailli askerlerin karşısına dikilip yüzlerine İngilizce olarak şu sözleri haykırıyordu: “Tüm dünyayı korkuttuğunuzu sanıyorsunuz? Öyle değil mi? Evet! Esas biz sizi korkutuyoruz. Dünyayı sizden daha çok korkutuyoruz. Yaptıklarınız yanlış ve siz birer teröristsiniz. Bize hiçbir şey yapamazsınız. Bütün dünya bizimle. Sizinle değil.” İsrail askerleri bu sözleri yüzleri düşmüş, surakları asık sonuna kadar dinliyorlar.
7 Ekim 2023’te İsrail’in yaşadığı şokla giriştiği toplu katliamların ve etnik kıyımın ilk haftalarıydı. Karşıma çıkan bir videoda Filistinli çocuk, kendesini sorulan “Siyonist güçlerin Gazze’ye kara harekâtı düzenleyeceği söyleniyor ne düşünüyorsun?” sorusuna şu cevabı veriyordu: “Normaldir. İçeri girsinler. Biz şehit mi olacağız? Olalım! Bizden sonra başkaları gelecek. Biz Siyonistlerin burnunu sürteceğiz. Binaları yıktılar, dünyanın altını üstüne getirdiler. Çocuklar gençler şehit oldu… Olsun. Bunların hepsi toprağımıza feda olsun.” İşte bu sözleri söyleyebilen yürek yemiş çocukların, çocuk görünümlü adamların yaşadığı yere Filistin denir! İsrail’in niçin hunharca Filistinli çocuk öldürdüğünü daha iyi anlıyoruz. Çünkü X kuşağı çocukları, eskisinden çok daha özgür, çok daha cesur, çok daha savaşçı!

Bir kayıt daha düştü önüme, mübarek bayram günü. 10-11 yaşlarında Gazzeli âlim/bilge/mücahid bir çocuk şu sözlerle İslam dünyasına sesleniyor:
“Hani bir söz vardır ya: Bu zilleti çekmektense ölmek daha iyidir diye. Hiç bu sözü duydunuz mu? Şerefli bir şekilde, izzetli bir şekilde ölmek. Ölüm, Allahın elinde olan bir şey. Biz bu (cihat eden, şehit olan) gençlerle gurur duyuyoruz. Çünkü Allah yolunda cihad edip vatanımızı savunuyorlar. Sen kimsin ki beni vatanımdan sürmeye çalışıyorsun? Bir kere sen benim vatanımdan değilsin. Ne sen beni tanıyorsun, ne ben seni. Ne sen benim dinimdensin, ne de ben senin dinindenim. Ben sana nasıl güvenebilirim ki? Allah’ın izniyle Filistin özgürleşecek. Ben de burda çadırkentte yaşayanlara ve Gazze halkına diyorum ki: “Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153). İnşallah Filistin’i özgürleştirip “Lâilâhe illallah Muhammeden Rasulullah” bayrağını mübarek Mescid-i Aksâ’nın üzerinde dalgalandıracağız. Allah’ın izniyle Mescid-i Aksâ’nın özgürlüğü bizim elimizle olacak. Bize okulda hep namazı, zekatı, Ramazan orucunu ve gücü yetenlere hacca gitmeyi öğrettiler. Peki size soruyorum, cihad nerede? Neden kimse Allah yolunda cihaddan bahsetmiyor? Allah yolunda cihad bize farz değil mi? Halbuki bize cihad da farz kılındı. Peki neden Allah yolunda cihad etmiyorsunuz? Sadece hayal ve dans konusunda beceriklisiniz. Bir tek eğlenmeyi bilirsiniz. O konuda üstünüze yok. Halbuki Allah ve Rasulü bize cihad etmeyi vaziyet etti. Ancak siz Rasulullah’ın bahsettiği o adamlar değilsiniz. Muhammed’in (sav) ümmeti de değilsiniz. Muhammed’in ümmeti nerede? Nerede bu ümmet-i Muhammed! Salahaddin Eyyubî eğer Gazze’de bir kızın tecâvüze uğradığı için çığlık attığını duysaydı, başı Gazze’de sonu dünyanın öbür ucunda olan bir ordu hazırlardı. Nerede bu Salahaddin-i Eyyubilerin torunları?”

Bir mesaj okudum, şöyle diyordu: “Biz düşersek Gazze düşer’ diyenlere söyleyin ‘siz düşmediğinizden Gazze düştü.” Elhâk, doğru yazmış. İslam devletlerinin istisnasız hepsi Filistin imtihanında sınıfta kaldı. Hemen bütün İslam ülkelerinin –güya- devlet başkanları, aslında dünya siyonizminin o ülkelere atadıkları eyalet valileri olduklarını körlere bile gösterdiler.

Bir tarafta “Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet!” (Nisa suresi, 75) diye dualar eden yaralı, çaresiz ve kırık gönüllü çocuklar, kadınlar… Diğer tarafta yıkıntılar arasında veya metruk dükkanın önünde Kur’an-ı Kerim okuyan Gazze’li bir çocuk… Hakiki iman, teslimiyet ve mücahede ruhu…

Şu resimdeki kız çocuğu şöyle diyor: “Siyonistler babamı öldürdükleri için mutlular. Zaten babam şehit olmak isterdi ve nasip oldu. Babam şu an cennette çok mutludur. Sizler ise cehennemde eriyeceksiniz. Sizlerden korkmuyoruz. Çünkü siz korkaksınız. Silahlarınız olmadan çok zayıfsınız. Savaşma yeteneğiniz çok düşük. Siz Allah’ın maiyeti ne demek bilemezsiniz. Bizler daha güçlü olacağı ve sizinle savaşıp Kudüs’te namazımızı kılacağız. Vatanımız özgürleşene kadar savaşacağız. Vatanımızın tek bir taşına bile dokunsanız, sizleri öldüreceğiz.”

 

“Ve Ebu Ubeyde yüzünü açtı” denilerek verilen bir haberde, 7 yaşlarındaki bir güzel yüzlü filistinli kızçocuğu uzatılan mikrofona şöyle konuşuyor: “Benim mesajım Netanyahu’ya ve düşmanlarımıza. Allah bize yeter, o en güzel vekildir. Biz size ahlakı öğreteceğiz. Siz nasıl ki şu an bizi soğukta bırakıyor ve evlerimizi yok ediyorsanız, biz de size teslim olmayacağımızı göstereceğiz. Ya zafer kazanacağız, ya da öleceğiz. Bunun son olduğuna inanmayacağız. Gelecek nesil ve ondan sonraki nesille devam edeceğiz. İngiltere, İtalya, Amerika ve dünyanın büyük güçleri onlarla beraber. Ama Allah ise bizimle beraber! el-Cebbâr, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, er-Rahman, el-Mü’min, el-Kaviyy! Biz Allah’la beraberiz!”
– “Evini ne zaman terk ettin, ne durumda biliyor musun? Bombalandı mı?” sorusuna şu cevabı veriyor:
– Evet, evimiz bombalandı, yıkıldı. Bütün oyuncaklarımı orada bıraktım. Ve ben geri döneceğim ve bir çadır kuracağım, molozlardan, taşlardan, topraktan. En büyük çadırı kuracağım ve bu şekilde siyonistlerin karşısında durup Filistin bayrağı çekeceğim.”

Siyonist İsrail, her gün Filistinli çocukların kanlarını akıtıyor!.. Ama, fakat, velakin, öldürdükleri Filistinli çocuklar, siyonist İsraillilerin ve özellikle de kâtillerinin kâbusu olacaklar. Baktım İsrailli genç bir bayan asker, öldürdüğü çocuklarla övünüyor ve bunu videoya çekip sosyal medyada paylaşmaktan da zevk alıyor. Burası, insanın kanının donduğu yerdir. Demek öyle kansız bir mahluka dönüşmüş ki hem insanlığa zıt, hem kadınlığa ters, hem de en sevimli, en masum şeyler olan bebekleri bile öldürebiliyorlar.. dahası öldürmekten onur ve zevk duyabiliyorlar.. ve utanmıyorlar! Utanmadıkları için de herşeyi yapabiliyorlar. İnsanlık tarihinde insanlık karakterinin, insanlık onurunun, insanlık hakikatinin bu kadar bozulduğu bir dönem yaşanmamıştır. İnsanlığın kadim vahşet dönemleri bile bu siyonist uşaklarının, bu insan bozmalarının yaşadıkları ve yaşattıkları vahşetin yanında daha tabiî, daha insanî kalır.
İsrail denen müheykel siyonizm, fıtratla savaşıyor ve fıtrata karşı yürüttüğü bu savaşı eninde-sonunda kaybedecektir. Fıtrat, yaratılışın sâbit kanunudur ve insanlığın yaratılış ayarlarına karşı tarihten bugüne Bakara suresinin 205. âyetinde bildirilen ‘ifsad-ı hars ve nesl’ işinin fâilleri, nesillerin ve tohumların müfsidleri olan hiçbir hâdis hareket başarılı olamamıştır, sonu kadük ve güdük olmaya mahkumdur. Genç yahudi nesillerinin beyinlerini bir virüs gibi ele geçirmiş, kalplerini güya din adına dinsizlikle, ahlaksızlıkla, canavarlıkla doldurmuş, dünya gençlerinden önce kendi çocuklarının o masum hallerini ifsat etmiş bir siyonizm şeytanı, yaratıldığı ateşiyle dünyayı ne kadar ateşe vermeye çalışsa da, fıtrat kaynağından akan çağlayanlarla ateşi alınacak ve söndürülecektir. Ben Allah’a inanıyorum, fıtrata güveniyorum. İnsanlığın insanlık fıtratı, siyonizmin vahişiliğini bitirecektir!

Türkiye’den Gazze’ye giden ilk ve tek gönüllü doktor Taner Kamacı ile Al jazeera için yapılan ropörtajda şu sözleri sarfetti: “Size ilginç bir şey söyleyeyim, ben yıllardır doktorluk yapıyorum. Hayatımda bu kadar sakin yaralı görmedim. Bağıran, feryat eden, yaralarından dolayı acıyla bağıran bir kişi görmedim. Düşünün karnında, kolunda, başında onlarca dikiş attığımız, imkansızlıktan az ağrı kesici verebildiğimiz hiçbir hastada şikayet duymadım, bağırdığını duymadım. Bunların bir kısmı çocuktu onlar bile ağlamıyordu. Bu beni çok şaşırttı. İnanılmaz bir sakinlik ve metanet vardı bu insanlarda.”
İsrail, çocukluktan beri öldüre öldüre, sakat bıraka bıraka, korkuta korkuta korkak bir Filistin nesli yetişsin hesap ederken, ortaya bütün acılara göğüss gerebilen korkusuz ve yiğit bir nesil çıktı, hamdolsun. Korktuklarını başlarına getirecek bu Filistin neslin selam olsun! İsrail, korkuyu çocukluğunda öldürmüş korkusuz bir Filistin gençliği yetiştirdiğini yakın bir gelecekte daha iyi farkedecek…

İsrail’de bir din okulunda görev yapan Haham Eliyahu Mali, askerlik yapan öğrencilerine Gazze Şeridi’nde “Bugünün bebeklerinin yarının savaşçıları olduğunu” ifade ederek, çoluk-çocuk demeden herkesin öldürülmesi gerektiğini söylüyor. Evet, Gazze’de çocuk olmak, ya şehit olmak, ya gazi olmak ya da geleceğin mücahitleri olmaktır. Gazze’de çocuk olmak, oyuncaklarla, ışıltılı ayakkabılar ve temiz kıyafetlerle büyümek demek değildir. Gazze’de çocuk olmak, işgale, açlığa, bombalara rağmen zulme direnmek demektir. Her şeye rağmen, hayata gülümsemektir, gülümsetmektir. Şu resimdeki çocuk, Gazze’nin güneyinde yiyecek almak için sırada beklerken, gazeteci Fakri İbrahim’e sesleniyor ve şu hareketi yaparak diyor ki: “Bu fotoğrafı İsrail’e ve dünyaya gönderin.”

7 yaşında bir erkek çocuğu, ayağa sargılı halde. Çekimi yapan soruyor: “Koluna ne yazdın?” Diyor ki: İsmimi yazdım, Kerim. – “Neden yazdın?” – “İsrail beni bombalarsa, ismimden teşhis etsinler diye.” Otur da ağla gönlüm! 7 yaşında yaşadıklarıyla 17 yaşın olgunluğuna erkenden yetişen Filistinli bu çocuklar, Allah’ın izniyle uzak olmayan bir gelecekte İsrail’i dize getirecekler!

Ve bir başka fotoğraf düşüyor akışa:

“Bu fotoğrafı asla unutmayın. Bunun adı imandır! Bunun adı zaferdir!”
Ey kendisini Hz. Yakub’a / İsrail’e nisbet eden, aslında İsrailoğullarının nefs-i emmareleri, insan görünümlü şeytanlar, dünyanın başının belası siyonistler!
Ölüm korkusunu öldürmüş olan Filistinli çocukları öldürmekle korkutamazsınız, korkutamayacaksınız. Bütün Filistinlileri öldürseniz, tek bir Filistinli çocuk kalsa, o bile size yetecektir ve başınıza Musa olup âsâsıyla vurduğunda attığınız atom bombalarının yekununa denk bir patlamayla dağılıp gideceksiniz!

Dr. Musa Hub
21.02.2024
Londra

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment